• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • leftlayout
  • rightlayout

Devletin Bekası İçin 7 Tavsiye

Devletin Bekası İçin 7 Tavsiye

Devlet idare etmek ahlak ve adalet gibi iki temele dayandığı için tarih boyunca âlimler, devlet adamlarını ikaz etmişler, yazdıkları eserlerle onlara nasihat ve tavsiyelerde bulunmuşlardır. Bu tür eserlerin en meşhurlarından biri de, yarım asırlık devlet adamlığı tecrübesine sahip Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün Siyasetname’sidir. Vefatının üzerinden 924 yıl geçse de yaptığı tavsiyeler ve nasihatler hâlâ devlet idaresinde olmazsa olmaz unsurlar arasında yer alıyor…

1. Devlet, kolay kolay herkese nasip olmayacak büyük bir nimettir. Bu nimete sahip olan kimse, âhirette büyük bir külfetle de karşı karşıya olduğunu bilmelidir. Fırsat eldeyken devletin malını devlet için harcamalı, dünyalık yığmak yerine âhiret için hazırlık yapmalıdır. Kendisi son derece rahat yaşarken halkı yoksulluk çeken devlet adamını çetin bir hesabın beklediği çok açıktır. Hazret-i Ömer (r.a.) dahi bu azaptan korkuyorsa, diğerlerinin vay haline!

 

Tesadüfen bulunmuş icatlar ve ürünler

Hepsi bir amaç uğruna uğraşırken tesadüfen bulunmuş icatlar ve ürünler.

1. Fotoğraf

Fotoğraf

Mucit: Louis-Jacques Daguerre
Tarih: 1838
Kaza: Dağınık laboratuvar dolabı

Bu rastlantısal buluşun nedeni kırık bir termometre...
Louis Daguerre, karanlık odada, gümüş iyodür levhada açığa çıkan görüntüyü sabitlemenin yollarını arıyordu. 1938 yılında bir gün, farklı kimyasal maddelerin bulunduğu dolabına, daha sonra kullanmak ve temizlemek üzere bozuk görüntülü bir film levhası koydu.
Bunu tekrar dışarı çıkardığında görüntü belirginleşmişti. Ancak Daguerre, bu garipliğe hangi kimyasal maddenin neden olduğunu bilmiyordu.
Bunun üzerine levhaları yerleştirdi ve kimyasal maddeleri birer birer dışarı çıkarttı. Dolabı boşaltmasına rağmen hala aradığı maddeyi bulamamıştı. Sonunda dolabın raflarından birinde, kırılmış termometreden dökülmüş civayı fark etti... Gümüşlü levha üzerine alınan görüntü (daguerreotype), modern fotoğrafçılığın başlangıcı oldu... Yerini ancak on yıl sonra negatif ve, pozitif film sürecine bıraktı.

 

KADER MEKANİZMASI VE FELSEFESİ -1 KADER Mİ BİZİMDİR; BİZ Mİ KADERİN?

Kader konusunda düşünmek sanırım insanlık tarihiyle başlamıştır. Çünkü tecrübe ediyoruz ki hayatta birçok şey bizim kontrolümüz dışında gerçekleşiyor. Çoğu zaman da hayatımızın akışı ne kadar kendi elimizle diye kendimize soruyoruz. Sırlı bir şeylerin olduğunun farkındayız. Anlayamadığımız bir mekanizma sürekli işliyor.

Nasıl bir makinenin çalıştığını görürüz ama nasıl çalıştığıyla ilgili hiçbir fikrimiz yoktur. Buna benzer bir durumu ilk kez bir fax makinesi gördüğümde yaşadığımı hatırlıyorum. Sonuç görülüyor ama süreç bana göre karanlıktı. Tıpkı, kapımız çaldığında orada bilinçli bir canlı olduğunu bilmemiz ama kim veya nasıl biri olduğu hakkında fikrimizin olmaması örneği gibi.


Kader mekanizmasını açıklama konusunda en büyük ilerlemeler yeryüzündeki dinler sayesinde olmuştur.

 

SEVGİNİN SİHİRLİ YAVERLERİ

Anlayış: kelime anlamı olarak en basit haliyle anlamak demektir.  Biz bazen hoşgörüyle aynı anlamda da kullanırız bu kelimeyi. Aynı şeyler olmasalar da anlayış ve hoşgörü birbirine kenetlenmiş ifadelerdir. Hangisinin daha önce gerçekleştiği bilinmez. Hoşgörülü insan mı anlayışlı olur yoksa anlayışlı olan insan mı hoşgörülü olur? Bildiğimiz ise bu iki erdemin insanlarda aynı anda olduğu veya aynı anda olmadığıdır.

Hayatımızda pozitif bir insan olmanın mihenk taşı sevmek ve sevilmektir.  Birini yalnız tanımak ve anlamak koşuluyla sevebiliriz. İkinci yol ise sevilmektir. Tanıdıklarımızı gözümüzün önünden geçirdiğimizde, bizi çok sevdiği halde birinin, o kişinin sevmediğimiz biri  olması pek olası değildir. O zaman sevmek için bu iki yol geçerliyse ve ilk adımı biz atmak istiyorsak bu tanımak ve anlamak olmalıdır.

 

GÜVEN VE KONTROLLÜ GÜVEN

Günümüzde, her ne kadar hiç farkında olmasak ta, insan ilişkilerinde “güven” önemli bir yer tutar. Birçok zaman bilinçaltımızda oluşan önyargıların kaynağı güvendir aslında. Peki, nedir güven ve neden bu kadar önemlidir? Güvenmenin Farklı varyasyonları var mıdır? Gelin beraber bu gizli hissimizi beraber yeniden keşfedelim.

Güvenmek: Basit tabiriyle beklentilerin boşa çıkarılmaması, karşılık bulması manalarına gelir. Bir insandan tutalım da bir oluşuma, bir hayvanın davranışlarından bir makinenin sizin yapmasını beklediğiniz fonksiyonlara kadar çok kapsamlı bir kavramdır. Buradan da anlaşılacağı üzere güven meselesi iki kademelidir. Birincisi, sizin bir beklentinizin olması; ikincisi ise bu beklentinin karşılanmasıdır. Şayet yanılmanız az olur ise güven duygunuz artar ve böylece güvenilir olma yolunda ilerlemeler olur. Güven duygusunun harekete geçmesi için karşınızdakinin bu unsurlara zıt olmaması, sizin beklentilerinize paralel davranışlar sergilemesi yeterlidir. Örneğin kan davası yüzünden oğlunun öç almasını isteyen babanın, oğlu bunu gerçekleştirdikten sonra ona güveninin artması gibi.

 

MEDENİYET...!

MEDENİYET....!

Eğer selimiye camiini MEDENİYET TEZAHÜRÜNDE bir ölçü olarak görüyorsanız, ben bu tartışmanın arızalı olduğunu söylüyorum. "Medeniyet"in hangisini tartışırsanız tartışın! Hangi "Medeniyet"ten söz ederseniz edin!

Vahyin inşa ettiği toplum MEDENİ idi, Vahyin inşa ettiği toplum tarafından inşa edilen Yesrib MEDİNE idi. Mescid-i Nebevi; duvarları KERPİÇTEN çatısı hurma dallarından inşa edilmiş MUHTEŞEM bir MEDENİYET SARAYI idi.


Bugün Ravza-ı Mutahhara'nın ve Haremi Şerifin bulunduğu coğrafya ise, her medeni insanı tiksindiren 40 katlı 7 yıldızlı BETON YIĞINLARI inşa eden BARBARLARIN istilası altındadır......Anlaşılıyor mu?

 

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Kimdir, Kürleri Nelerdir?

Bitkisel sağlık denildiğinde ilk akla gelen isim olan Prof. Dr. İbrahim  Saraçoğlu kimdir sorusuna; lavantanın Hepatit B ve Hepatit C hastalığına karşı bütün etkilerini tüm dünyaya tanıtan kimya eğitimi almış mikrobiyoloji ve biyoteknoloji uzmanı olduğu cevabını verebiliriz.

Uluslararası alanda birçok makalesi ve patenti bulunan Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, özellikle bitkilerin insan sağlığı üzerindeki araştırmaları ve çalışmalarıyla bilinmektedir. Türk kimyager İbrahim Saraçoğlu 1949 yılında Mersin’’de doğmuştur. Avusturya Lisesi’ndeki eğitiminin ardından, 1973 yılında Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’nde Kimya Mühendisliği eğitimini tamamlamıştır.

 

Gündem..

Cumhurbaşkanı, Türkiyede Işid gibi, Boko Haram gibi örgütler olmuyorsa bunda en büyük pay

Diyanetindir demiş!

 

Türkiye gibi %99 u "müslüman olan bir ülkede, Tefeci yuvası faizci bankalar kâr rekorları kırıyorsa,

Piyango, toto, ganyan, iddia gibi "yasal" KUMAR alıp başını gidiyorsa, sokaklarda açık hava

KERHANELERİ kuruluyorsa, Rüşvet, İltimas, Talan, İndirmeler, Bindirmeler, "serbest PİYASA

faaliyetlerinden sayılıyorsa, bunda da DİYANETİN ve onunla Milleti her dönem uyutan Tayyip Erdoğan

benzeri politikacıların çevirdiği FIRILDAKLARIN çok büyük payı vardır!

 

Cumhurbaşkanımız her zaman olduğu gibi önce DOĞRU söyleyip SONUNU getirememiş! Yine eksik bırakmış.

 

Tamamlamak da yine bize (eski okul arkadaşlarına)

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 174