Yeni yapılmış büyük bir apartmanda dokuz odalı, şirin bir daire… Derler ki bu evin sahibi Ayaşlı İbrahim Efendi’dir… Söylenilenlere göre eskiden eşkıyalık dahi yaparmış Ayaşlı, daha sonra biriktirdiği parası ile bu koca daireyi alarak işletmeye başlamış. İsteyen olursa evin odalarını ayrı ayrı kiraya verirmiş. Büyükçe yer kaplayan güzelim dairede sadece dokuz oda olduğuna bakmayın! Huylusu huysuzu, zengini fakiri, yaşlısı genci ile çeşit çeşit insan doluşmuş buraya… Tam da o sıralar bu romanın yazarı Memduh Şevket Esendal kendine yeni, temiz bir oda ararken karşısına Ayaşlının yeri çıkar. İşte her şey bu dairenin kapısını çalmasıyla başlar… Burada hiç...
Aksiyon dergisi, 1-7 Şubat 2010 tarihli 791. Sayısında Ahmet Ertürk ile yapılan söyleşiye geniş yer ayırmış. Söyleşiyi okuyunca, ülkemizin nereden nereye geldiğini, hangi mücadelelerin verildiğini, Türkiye’nin o zamanki profilini göreceksiniz. Ahmet Ertürk, Türkiye’nin son altı yılına damgasını vuran isimlerden. 2004 yılının karlı bir Ocak gününde başına geçtiği ve 2010 yılı Ocak ayının karlı bir gününde ayrıldığı Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF), yakın tarihte, Medya- Ticaret-Siyaset üçgeninde kurulan kirli ilişkiler ağının ortaya çıkmasında çok önemli rol üstlendi. 28 Şubat döneminde irtica yaygarası ile başlatılan post modern darbe sürecinde hortumlanan onlarca...
Mevlananın Tefekkür Dünyası Eğitimci Yazar Kazım Öztürkün kaleme aldığı Mevlananın Tefekkür Dünyası adlı kitap geçtiğimiz hafta itibari ile okuyucularıyla buluşmaya başladı.kitap hakkında bilgi veren Yazar Kazım Öztürk, daha önce yazdığı “Çocuklarda Pratik Bilgiler, Konya’da Dini Hayat” kitapların ardından üçüncü kitabını yayınlamanın sevincini yaşadığını belirtti. Bin adet basılan kitabın ihtiyaç dahilinde tekrar çoğaltılabileceğini söyleyen Öztürk, kitabın içeriği ile ilgili olarak da şunları söyledi: “Dünyanın her yerinde insanlar stres halinde. Bu da toplumsal sorunlara neden oluyor.
Kuran ahlakına göre değil de kendi oluşturdukları birtakım kurallara göre yaşayan insanların daimi mutluluk ve huzuru bulmaları mümkün değildir. Mutsuz ve huzursuz yaşamlarının sebebini bir türlü anlayamasalar da aslında içinde bulundukları durumun tek sebebi, Allah’ın rızası ve hoşnutluğu yerine insanların hoşnutluğunu aramalarıdır. Pek çok insan, hayatı boyunca çevresindeki kişilerin kendisi için güzel şeyler düşünmesi ve kendisine sevgi ve saygı duymaları amacıyla birçok konuda tavizler verir. Bu yanlış mantığı hayatta ilke edinen insan, artık kendi özgür aklı ve vicdanı ile hareket edemez hale gelir. İnsanların rızasını kazanmak maksadıyla sürekli kalıp değiştirmek...
Tehdit hedefi belli olan ve mahiyeti anlaşılabilen bir tehlikeyi ifade eder. Genellikle aksiyon şeklinde zuhur eder. Korku ise tehditten müstakil olarak insanın zihni organizasyonundaki mevcudiyetini muhafaza kaygısıdır. Tehdit ile korku her ne kadar birbirinden müstakil iki “hal” olsa da korkunun zuhuru, tehdidin varlığına bağlıdır. Korkuyu harekete geçiren dış faktör tehdit olduğu için, tehdit ile kordu tahterevalli misali birlikte düşünülür. Teorik olarak da, korkunun derecesi, tehdidin şiddeti nispetindedir. Pratikte ise tehdit ile korku dengesinin tam manasıyla kurulduğu misale hiçbir zaman rastlanmaz. Tehdidin mahiyetinin veya şiddetinin teşhisinde yanılmak sanki mukadderdir. Ya tehdidin...
İslam dini gönderiliş gayesine uygun olarak hak ve sorumluluklarımızı belirtmiş, toplum için lazım olan prensipleri ortaya koymuş ve mutlu olabilmemiz için bunlara sarılmamız gerektiğini belirtmiştir. Dinimiz, fert ve cemiyeti zarara uğratacak her çeşit fiil ve davranıştan bizleri men etmiş, tüm insanların barış içerisinde yaşamasını tavsiye etmiştir. Cenab-ı Allah başta biz Müslümanların barış içerisinde yaşamamızı, birlik ve beraberliğimizi bozmamamızı emretmiş, gayri Müslimlerle de iyi geçinmemizi tavsiye etmiştir. Cenab-ı Hak bir Ayet-i Kerimede biz insanların bir ana babadan meydana geldiğimizi dolayısıyla kardeş olduğumuzu ve barış içerisinde yaşamamız gerektiği şöyle...
Bugün takvimi biraz ötelere doğru çekeceğiz, saadet asrından 561 yıl sonra yaşamış olan bir İslam şahsiyetini anlamaya çalışacağız, acaba bir İslam şahsiyeti nasıl bir kamet, nasıl bir hayat ortaya koymuştur ki, sahabe ikliminde isminin anılmasına hak kazanmıştır. Bu çok önemli bir şeydir dostlar, çünkü biz burada Allah resulünün mübarek ellerinde yetişmiş olan o güzide insanları, onların Kur’an anlayışlarını, onların sünnet anlayışlarını anlamaya çalışıyoruz. Eğer biz sahabe iklimine, o saadet asrında yaşamamış ve 561 yıllık bir zaman diliminden sonra gelmiş, bir hayat ortaya koymuş birisini anlamaya çalışıyorsak burada üzerinde durup düşünmemiz gereken bir...
Günler soğukların bastırmasıyla da olsa geçiyor. Soğukların yoğunlaştığı dönemdeyiz. Kışın ağır şartlarını kemiklerimize kadar hissediyoruz. Günlük yaşantımızda buna göre şekillenmektedir.Kış mevsimine göre yaşamaktayız. Akşamları uzun olduğundan ziyaret gibi.Sabah dışarıya çıktığımda bakıyorum çevreme rahatsız olan yok. Çünkü herkes dairelerinde sıcak ortamdan dolayı rahatlar.İnsanın mekân tercihinin önemini anlatan birisini duyunca hemen dikkatimi o yöne çeviririm.
İnsanlar toplu yaşamak durumundalar. Komşuluğun çok önemli olduğunu birçok kelamı kibarda ifade edilmiştir.Toplu yaşanılan ortamlarda da aksilikler olur mu?
Türkiye’de Anayasalar darbe dönemlerinde yazılıyor ve yapılıyor. Sivil, halkın tercihlerine yönelik, askerin vesayetinin olmadığı bir anayasayı henüz kullanamıyoruz. Her on yılda bir darbe yapmaya alışmışız. Her şey yoluna girerken, tam; “demokratikleştik, ülke düzlüğe çıktı” derken, çeşitli mahfillerden, çeşitli gruplardan; “ülke satılıyor, vatan elden gidiyor, biz demokrasi memokrasi istemeyiz”diye sesler yükseliyor. Sun’i olaylarla kaos hasıl ediliyor, ülkenin geleceği karartılıyor. Sonunda da; darbe, sıkıyönetim ve askeriyeye davetiye çıkartılıyor. Bu, hem askeri yıpratır, hem de halkı, yönetenlere karşı küskün hale getirir. İnsanlar sınıflara, kamplara...
Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz. Hatta bir keler deliğine girecek olsalar, siz de onları takip edeceksiniz.” “Ya Resullah, bunlar; Yahudi ve Hıristiyanlar mı olacak” diye sordular. Allah’ın Resulü: “Başka kim olacak” buyurdular.” Mişkat-ül Mesabih: h.5361; Et-Taç: 1/43 Tevbe Suresi: 31. “Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i Rab’leri olarak kabul ettiler. Oysa tek ilâh’tan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuş-lardı. Ondan başka ilâh yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.” Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder:
"...İman edenlere yardım etmek ise, Bizim üzerimizde bir haktır." (Rum Suresi, 47) Yüce Allah gönülden iman eden kullarına yardımı üzerinde bir hak olarak görür ve tümüne vaat eder. Kulu aciz ve çaresiz kaldığında, güç yetiremediğinde onu ‘yardımıyla destekler.’ Çünkü, “O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.” (Ali İmran Suresi, 150) Dünya hayatı insan için özel, hikmetle ve kusursuzca hazırlanmış bir imtihan mekanıdır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanabilmek ve sonsuz kurtuluşa ulaşabilmek için tüm imtihanları başarıyla geçmek gerekir. İlk imtihanı yaşayan Hz. Âdem’den itibaren bu şekilde olmuştur, Kıyamet saatine kadar da bu şekilde olacaktır.
|
|