|

|
| | Yarım Kalan Dua Adem KORKMAZ |
İstatistikler
| Aktif Ziyaretci | 103 | | Dünkü En Fazla | 399 | | Haftalık | 502 | | Aylık | 5335 | | Toplam | 293731 |
Üyeler: 1273
Haberler: 494
Web Bağlantıları:
Ziyaretçiler: 555430
|
| |
|
Yenilendik |
|
Sitemizi Yeniledik. Kayıt olarak yazı gönderebilir Buradan ya geçebilirsiniz. |
|
| |
M.Nihat MALKOÇ |
|
Küreselleşmenin Girdabında... |
|
|
|
Cuma, 16 Kasım 2007 |
|
M.Nihat MALKOÇ Küreselleşmenin Girdabında Muassır Terennümler
Hayatın yüksek basınçlı cenderesinde sıkışıp kalan insanların yaşamına toplumsal baskılar da eklenince doğal olarak çıkmazlara sürükleniyorlar. Bunun yansımalarını hayatın her deminde soluklayabiliyoruz. Yoksa bizler de küreselleşmenin girdabında sürüklenen yığınlara mı dönüştük? Kendini kitle psikolojisinin mağduru olarak görenlerin sayısı hiç de yabana atılacak miktarda değil. Bizler bu hastalıklı çağın, düşük çocukları mıyız acaba? Görünen o ki aykırı söylemlerin çığlıkları arasında hakikatler bertaraf ediliyor. Çağdaş gözbağcılar, evrensel değerler kılıfı altında dünümüze ait kıymet hükümlerini aşındırıp yapma ve uydurma lâyihalarla zamanımızı ve vicdanî kanaatlerimizi çalıyorlar. Bizlere hurda hükmündeki değerleri pırlanta diye veriyorlar. Bunu göremeyecek derecede kalın bir perde inmiş vicdanımızın ağ tabakasına. Bu perde kaldırılmadıkça her geçen gün evrensellik adı altında uyutulacağız? Fakat uyuduğumuzun farkında bile olmayacağız. Yorumlar (8) | Favori olarak ekle (13) | Görüntüleme sayısı: 823 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazmak Yaşamaktır |
|
|
|
Cuma, 05 Ekim 2007 |
|
M.Nihat MALKOÇ Yazmak Yaşamaktır Sözlerin, nefes olmaktan çıkıp kalıba dökülmesidir yazmak… Bu anlamda yazı, sözlerin geleceğe taşınmasını sağlar. Eğer yazı olmasaydı hayat ne kadar da eksik olurdu. Bir düşünün… Orhun Abideleri olmasaydı Göktürklerin yaşayışları ve savaşları hakkında bu denli geniş bilgilere sahip olabilir miydik? Çinlilerle olan ilişkiler bu kadar teferruatlı bilinebilir miydi? Taşa işlenen bu kıymetli yazılar Türk dilinin ilk yazılı metinleri olarak tarihe geçmiştir. Oysa onlardan evvelki Türk topluluklarının yaşantıları rivayetlerden ibarettir. Söz konusu abideler, sözün bengü taşlarda ebedileşmesini sağlamıştır. İnsan yaşadıkça, nefes aldıkça yazmalıdır. Yazmak nefesle birlikte, yaşamanın en esaslı belirtisidir. Yaşadıklarını içine atanların, yazıya dökmeyenlerin günleri ziyan olmuş demektir. O günler süzgeçte tutunamayan su misalidir. Su süzgeçten nasıl akıp giderse o günler de ömürden öylece akıp gider, yok olur. Yazılmayan hayatlardan iz kalmaz geriye... Yazan insanlar geçen günlerini sözcük kalıplarına koyup dondururlar. Kitap şeklini alan bu buzdan kalıplar okundukça sökülür, gözlerimizde ve gönüllerimizde canlanırlar. Yorumlar (2) | Favori olarak ekle (17) | Görüntüleme sayısı: 438 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Shake ıt up şekerim |
|
|
|
Çarşamba, 09 Mayıs 2007 |
|
M.Nihat MALKOÇ “Shake ıt up Şekerim” Yuh olsun size!
Milletçe siyasi bağımsızlığımızı kazansak da, görünen o ki kültürel bağımsızlığımızı hâlâ tam anlamıyla elde edebilmiş değiliz. Gelişmesini hızla tamamlama yolunda olan Türkiye gibi bir ülke için bu, çok acıklı bir durumdur. Bu ülke insanlarının önemli bir kısmı bilerek veya gafletinden dolayı öz kültürünü reddederek yabancıların kapısında iki büklüm arzı endam etmektedir. Bunu hemen her dönemde üzülerek görmekteyiz.Türkiye olarak yıllardan beri Eurovision Şarkı Yarışması’na katılırız. Bu uzun zaman içerisinde sadece bir kez Sertap Erener isimli şarkıcımız İngilizce bir şarkıyla birincilik kazanmıştır. Fakat o zamanlar buna bir Türk olarak hiç mi hiç sevinemedim. Çünkü sadece şarkıyı söyleyen sanatçı Türk’tü. Şarkının sözleri İngilizceydi. Yarışmada ülke olarak birinci olsak da bu durum millet olarak bizi fevkalade üzmüştür. Çünkü bu yarışmada milli kimliğimizle temsil edilmemişiz. Bu gelecekteki sanatçılara da kötü örnek olmuştur. Yorumlar (11) | Favori olarak ekle (35) | Görüntüleme sayısı: 874 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Razı Değilim |
|
|
|
Cumartesi, 24 Mart 2007 |
|
M.Nihat MALKOÇ Razı Değilim
Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen öteki tarafta bezi yoktu hiç. Gece gündüz demeden servetini artırmakla meşgul oluyordu. Karun kadar varlıklı olmasına rağmen hayırhasenat işlerinde adı geçmiyordu. Cimriliğiyle nam salmıştı etrafa.Allah bir kız evlât vermişti ona. Büyük bir iştiyakla erkek evlât istemesine rağmen bu dileği olmamıştı işte.Yabancı okullarda okutmuştu biricik kızını. Gözü gibi sakınıyordu onu. Fakat her geçen gün bize biraz daha yabancılaşıyordu. Giyimi, kuşamı, aksanı bize benzemiyordu hiç. Yurt dışında okumak ve yaşamak onu çok farklılaştırmıştı. Son zamanlarda ecnebi bir oğlan takmıştı koluna. Gündelik gönül ilişkisi yaşıyorlardı anlaşılan. Eli sıkı baba, yaban ellerde okuyan kızına para pompalıyordu sürekli. Bu kadar paranın nereye gittiğini de sormuyordu kızına. Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (52) | Görüntüleme sayısı: 903 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
 |

|
|
|
|