spacer.png, 0 kB

 kartallar les yemez

Yarım Kalan Dua
Adem KORKMAZ

İstatistikler

Aktif Ziyaretci80
Dünkü En Fazla541
Haftalık2019
Aylık9728
Toplam311898

Oyunlar(yeni)

 Arabalar (33 kez oynandı)
Kahramanımızı çekici ile kurtarmaya ne dersiniz? Mouse ile b...

 Elmas Topla (45 kez oynandı)
Yön tuşlarını kullanarak elmasları toplayın.

 Ralli (37 kez oynandı)
Arabanızı, rengini ve pisti seçin. Yön tuşlarıyla arabanızı ...

 Matrix ve Neo (31 kez oynandı)
Kılıcınızı ve silahınızı kullanarak düşmanları öldürün.

 Apache (45 kez oynandı)
Bu üstün helikopterle karşınıza çıkan hedefleri yok edin.
 
 Space Invaders (16 kez oynandı)
Bu oyun bir klasik, oynamayanlardan mısınız yoksa?

 Ofiste Aşk (52 kez oynandı)
Patron telefonla görüşürken, arkadaşınızla ilgilenin. Mouse ...

 Avea Penaltı (118 kez oynandı)
Penaltıları atmak için sağdan ayarları yapın ve vurun.

 


Üyeler: 1274
Haberler: 494
Web Bağlantıları:
Ziyaretçiler: 689562

Hicran dergisi 1. sayı arsiv

002.jpg

hicran 2 sayı

004.jpg

005.jpg

kapak6.jpg

say_7.jpg

say_8.jpg

say__11.jpg

kapak.jpg  

spacer.png, 0 kB
 
Yenilendik

Sitemizi Yeniledik. Kayıt olarak yazı gönderebilir Buradan Ana Sayfaya geçebilirsiniz.

 
Hazan Gül'ü Yazdır E-posta
Salı, 13 Şubat 2007
Yazı Index
Hazan Gül'ü
Sayfa 2

Selma TEMİZ

Hazan Gül'ü http://www.sevde.nl/guller/gul3.gif /  Hikaye


 Mazinin, tozlu sayfalarında esen asi bir rüzgardı mevsim.. O yıl son senesiydi, liseyhttp://www.sevde.nl/guller/gul6.jpgi bitiriyordu Gül. Sabahları okula giderken karşılaşıyorlardı. Aşk tohumları gencin yüreğine ekilmiş, çılgınca bir aşk kasıp kavuruyordu kalbini. Gül'ün bir selamıyla yüreğine sığmazdı sevdası, bir tutku haline gelmişti artık. Bazen cesaretlenir duygularını açmak ister, Gülün havalı hareketleri cesaretini kırardı, başka bir zamana ertelerdi delikanlı. Kimi zaman kır çiçeklerinden demetler yapmak ister, avuçlarına bırakırdı hayallerinde. 
Gül ise sevmiyordu küçüklüğünden beri bu mahalleyi, ailesiyle her akşam tartışır, taşınalım bu mahalleden diye yalvarırdı. Alışamamıştı bir türlü, bir arkadaşı yoktu zaten; birkaç kişi vardı, onlarla da beyin olarak anlaşamadığını düşünüyordu. Yine de arkadaş çevresi çoktu, fakat uzak semtlerde oturuyorlardı. 
Hazan gülleri serpilmiş, takvimler mevsimlere inat son demini yaşıyordu. Liseyi bitirmiş, bir bankada çalışıyordu Gül. Bir erkek kardeşi vardı, evin tek kızıydı, her isteğini hemen ailesine aldırırdı. Evin tek kızı olduğu için Gül biraz şımarık yetişmişti. Heyecanı seven akıllı olmasına rağmen yüreğindeki hırs aklından daha üstün basıyordu. Babası Gül'ün üstüne titrerdi, genç kız da ailesine düşkündü. Mahallenin gençleri Gül'ün peşinden koşarlardı; güzelliği insanın nefsine zulüm edercesine çırpınıyordu adeta. 

Kahverengi gözleri, açık kestane ve kızılı andıran, omuzlarından aşağıya dökülen saçları Güle daha bir başka güzellik katıyordu. Mahallenin en güzel kızlarından biriydi, ruhundaki güzellik mağrur bakışlarından daha etkileyiciydi. Kibirli görünümün arkasında saklanan merhamet duvarı ulaşılmazlığını kaldırıyordu ortadan. Yalan söylemeyi becerebildiğini düşünen genç kız, ruhunu keşfedenden habersizdi. Özgürlüğüne bırakmıyordu yüreğini, belki de kendisini tanımıyordu Gül. 
Son demini yaşayan mevsim kurulan tuzaklardan habersiz, avını bekleyen kaplanın pençesi hamlesini yapmak üzereydi. Başına geleceklerden habersiz, en büyük hatasını yapmıştı Gül. Kuşlar acı nağmeler söylüyordu şimdi mahallede, esrarengiz bir şekilde evini terk etmişti; aynı mahallede yaşayan evli bir adamla. Bu kara lekeyi taşıyacaktı yıllarca. Polislerin köşe bucak aradığı bir suçlu, sonu olmayan, gelecek vaad edemeyen bir gençle ailesine rest çekip gençliğini ve güzelliğini darağacına asmıştı Gül. Mahallede dedikodular başlamış ilk damgasını yemişti. Uçsuz bucaksız bir maceranın kollarına atmıştı kendini Gül. 
 
 
 
Biliyordu ki kaçtığı genç bir gün yakalanacak ama umurunda değildi; nefsinin esiri olmuştu bir kez. Hiçbir zaman ailesi şüphelenmedi Gülden. Genç adama abi diyordu, kimse bilmiyordu ki? Oysa gizli gizli buluşuyordu Gül. Sevdiğini düşünüyordu genç adamı; oysa aşk, düşündüğü kadar basit değildi, aşk ulaşılmazdı. Ve günboyu bıkmadan usanmadan sevmek. Gül, yüreğinin kapısını yanlış kişiye açmış, yanlış kişiyi misafir etmişti. Sevmek yüreği satın almaktı, misafir etmek değil; bilmiyordu ki?.. 
Babası kahrolmuş, yıkılmıştı; sanki, cenaze çıkmıştı evden. İnsanların yüzüne bakamayacağını düşünerek terk etti o sabah mahalleyi; babanın güvendiği, canından çok sevdiği bebeği evini terk etmişti. 
Babaannesi de yalnız kalmış, yaşlı bedeni biraz daha çökmüştü. Gülün böyle bir şey yapacağı kimsenin aklına gelmiyordu. Oysa çok güzeldi, Gülü seven birçok genç vardı, fakat aralarında öyle biri vardı ki dünyanın başına yıkıldığını sandı. Sessiz çığlıklar koptu yüreğinde genç delikanlının ve sessizce yandı yüreği, gülünü koparmışlardı dalından. Oysa, o gün kendini hazırlamış reddedilmeyi göze almıştı. Sokağın başında Gülü beklemiş, bir türlü karşılaşamamışlardı. Belki de beni seviyordur diye düşünürken bütün hayalleri ve umutları bitmişti o sokağın başında genç delikanlının. 
Yüreğine mayınları döşeyip gitmişti hazan gülü, beynine ve yüreğine kazınmıştı hayali, çıkarmanın mümkünü yoktu artık. Ağır adımlarla yürürken delikanlı, bir şairin dizelerini sıralıyordu mahzun bakışıyla; varken de yoktu yanımda yoklukta sevdim seni diyebildi genç. Artık ebediyen susacak, hiç kimsenin aşkıyla alay etmesine izin vermeyecekti. Sevdasını sır deryasının kollarına atacaktı, gülü her gördüğünde azap duyacağını bilse bile. Gülün mahalleyi terk etmesinin üstünden bir yıl geçmişti, genç bir türlü unutamamış, daha da bedbaht olmuştu. Ve bir gün nefsinin zaaflarına yenik düşerek kendini Gülün çalıştığı mekanın kapısında buldu, kalbini esareti altına alan aşk mıydı bilmiyordu. 
Aslında bir arzu, bir tutkuydu ve tutkusunun esiri olmuştu genç. Gökyüzündeki yıldızlar kadar uzaktı Gül oysa, hayallerinden dahi çıkarmalıydı ve bir daha gelmemeliydi buraya. Biliyordu unutamayacaktı; unutmak için dünyadaki bütün güllerin yok olması gerekti. Ardına bakmadan yürüdü genç adam meçhule ve dudaklarından çıkan nağmeler şairin yüreğini ürpertiyordu. 
Hazan gülü eğer bir gün seversen, güllerin dikeni batarsa yüreğine, bil ki orada ben varım... Ve umutsuzca umuda doğru yolculuğa çıktı genç adam. Gülün hiçbir zaman bu gizli hayranından haberi olmadı ve hiçbir zaman da olmayacaktı. Güzelliği miydi, bahtı mıydı, kaderi miydi bilinmez? Bir hata yapmış, diyetini ödüyordu hatasının şimdi. Macera bitmiş, pişmanlık sarmıştı ruhunu Gülün ve günler sonra uğruna kaçtığı adam polisler tarafından yakalanıp tutuklanmıştı; Gül de ilk defa karakolla tanışmıştı artık. Bir süre sorguya çektiler ve serbest bıraktılar. İstemediği kenar mahalleden kurtulmuştu ama koskoca şehirde yalnız kalmaktan kurtulamamıştı. Ailesine de dönemezdi; dalından koparılan gonca bir gül gibi boynunu büktü kaderine. 
 
 
 
Aradan üç yıl geçmesine rağmen ailesi affetmemişti Gülü; birkaç kez babaannesinin evine gelmiş ve babaannesi de sırtını çevirmişti. Ne yapacağını bilemedi bir süre, babası affetmiyor, tüm akrabaları kapıyı kapamışlardı yüzüne. 
Karşılıksız, menfaat olmaksızın ayaklarının üzerine basamayacağını biliyordu, hayatın maddiyata dayandığını anlamıştı. Bir süre sonra iş bulduğu söylendi, kısa bir zaman sonra da çalıştığı yerde müdürüyle dini nikahla yaşadığı söylentisi duyuldu mahallede. Asıl gerçekler Gülde saklıydı; önce amcası vefat etmiş, cenazesine gelememişti. Düşene bir tekme vururlar hesabı Gülü dışlamışlardı, oysa hassas kalbinin sevgiye ihtiyacı vardı. Evi terk ettiği günden beri acılar bitmiyor ama çoğalıyordu. Sekiz ay sonra babası da hastalanmıştı, tek arzusu babasını görebilmekti, ne yazık ki akrabaları izin vermiyorlardı. 
Gülün atfedilmez suçuydu evden kaçması, bir kez babasını görebilse, baba hasretiyle yanan yüreğine sular serpilecekti, evet artık mutluyum diyebilecekti. Ve hastanenin kapısından içeriye alınmadı Gül, umutsuzluk sanki gölge gibiydi peşinde. 
Ve bir gün uğruna evini terk ettiği insan da çıkmıştı hapisten. İlk önce telefonla rahatsız etmeye başladı ve arkası kesilmedi, sürekli sözle taciz ediyordu. Bir gün Gülün yoluna çıktı; ya benim olursun ya da ölürsün.. Oysa Gül, birçok kez kendini öldürmeyi istemişti ama başaramamıştı. Gül gencin elindeki silahı şakağına dayayarak hadi vur beni diye haykırdı. İnsan bir kez ölür, ben seninle evimi terk ettiğim gün ölmüştüm diyerek ardına bakmadan yürüdü genç kız. 
Ve bir gün Cuma sabahı babasının ölüm haberini aldı. Duyduklarına inanamıyor, hayatın acı sahneleri sergileniyordu dünya tiyatrosunda. Artık hayat anlamsız, umutlar yarınlar umurunda değil. Babasına olan hasreti ve özlemi yıllarca sürmüş, cansız bedenini görmeye gelmişti her şeye rağmen. 
Bir odanın içinde boylu boyunca uzanmıştı babası, yaklaştı babasına, kendini tutamayıp ağladı gecelere inat, yalnızlığa inat ağladı, dalında açmadan solan bir gül mevsimlere inat ağladı. Babasının başucunda dizlerinin üzerine oturarak soğuk yüzünü açtı, titrek elleriyle okşuyordu babasının saçlarını, ben geldim dedi, aç gözlerini baba, bebeğin geldi. Gözyaşları düşüyor bitkin vücudundan soğuk cesede, sabahlara kadar gidermeye çalışıyor babasıyla olan hasretini, biliyor ki babası bebeğini seyrediyor ve saatler sonra tabuta konulan babasını yolculuyor vuslata kadar.. 
Güle kahpe damgasını vuranlar içlerindeki kahpelikten bihaber, cahil bir toplumun cahil insanlarıydı. Sahipsiz bir çiçekti Gül ve çiçekleri koklamak yerine çiçekleri ezene rastlamıştı. Ruhuna hapsettiği aşkı anlayamamış, kader doğru insanları çıkarmamıştı yoluna, kim bilir belki de çıkmıştı ama Gül http://images.hepsiburada.com/assets/Cicek/200/cktpg236.jpgfarketmemişti. Gözleri saklayamıyordu ki; derinden bakıldığında gül aşktı zaten. 
O, hazan gülüydü dört mevsimde tomurcuk tomurcuk açan ve mevsimini bekleyen genç kız, yüreğine sakladığı sırlarıyla umut yolculuğuna çıktı. 
Umutlar gider ama umutlar bitmez..

Favori olarak ekle (58) | Görüntüleme sayısı: 1695

Yorumlar (11)
RSS yorumları
1. 17-02-2007 01:50
 
Güzel bir gül hikayesi ah gül
Güzel kız gül beni hüzne bogdu bu hayat gerçekmiydi selma hanım?
Misafir
 
Yasin Karabulut
2. 27-02-2007 14:57
 
Güzel bir gül hikayesi ah gül
arkadaş bukadrmı olağanüstü bir hikaye yazılır çok merak ediyorum acaba garçekten yaşanmışmı diye... syn Selma hanım hikayenizi çok beğendim çok başarılı umarım daha çok hikayelerinizi görürüm bu sayfada sizi tebrik ediyorum 10numarasın yani süper :zzz
Misafir
 
meryemce
3. 28-02-2007 03:52
 
hazangülü
ardaşım yazınızı çok begendim umarım daha çok yazınızı okumak mümkün olur başarılar
Misafir
 
zehra
4. 28-02-2007 04:04
 
hazan gülü
bir insanın hayatının benzetilebileceği birkaç çiçek var gül se en güzeli içinde dostluk hüzün hüsranyani hicran var devamını bekliyoruz BAŞARILAR
Misafir
 
mustafa er
5. 28-02-2007 04:05
 
hazan gülü
bir insanın hayatının benzetilebileceği birkaç çiçek var gül se en güzeli içinde dostluk hüzün hüsranyani hicran var devamını bekliyoruz BAŞARILAR
Misafir
 
mustafa er
6. 28-02-2007 04:34
 
hazan gulu
hazan gulu:( yuregınıze saglık harıka bı yazı bır okadar duygulu... 
O, hazan gülüydü dört mevsimde tomurcuk tomurcuk açan ve mevsimini bekleyen 
..bır gun hazan gullerınınde acması dılegıyle... 
basarılarr..
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
7. 05-03-2007 03:39
 
hazan gülü
:cry selma hn yazınızı okurken çok duygulandım.Gerçekte hepimizin başına gelebilecek bir hikaye,onun için bir karar verirken çok iyi düşünmeliyiz.yazınızın devamını bekliyoruz.
Misafir
 
aysel kaptan
8. 08-03-2007 08:55
 
bAŞARILAR
etkilendimDevamını bekliyorum başarılar
Misafir
 
Nevzat
9. 10-03-2007 20:00
 
yok
ğüzellllllllll
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
10. 31-03-2007 18:23
 
yok
coooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk guzeeeeeeeeeeeeelllllllllllllllllllllll
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


 
< Önceki
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
eXTReMe Tracker