|
Sayfa 1 Toplam: 2
Sessiz sedasız atılan o ölüm çığlığını duymak için, ölüm gerçeğini bilmek ve acılarını, sakladığımız hatıralar hanesine yazmamız gerekir. Aksi takdirde atılan hiçbir ölüm çığlığının idrakine varamayız. Ölüm insanı çepeçevre kuşatınca, ölüm çığlığının da hiçbir kıymeti harbiyesi kalmayacaktır. Daha dün aralarında bulunan Ademoğlu sessizce ölüm badiresine daldığı için bugünün akşamında dostlarının arasındaki yerini alamayacaktır. İşte bu ölüm çığlığının ansızın atıldığının açık bir ifadesi değil midir? Yarına dair hayallerini dostlarına açıklamaya fırsat bulamadan, anlamsız kalan bedeniyle beraber toprağın bağrına düşmüştür. Toprak onu bağrına bastığı için ona ihanet etmemiştir. O insan gibi düşünen bir mahluk olmasa da, kendisine verilen görevi kusursuzca ifa etmiştir. Ademoğlunun kapısını çalmadan sessizce içeriye giren ölüm meleği de ona ihanet etmemiştir. Çünkü o ölüm meleği, alemlerin güneşi Hz.Muhammed'in yanına gelince, Cebrail Allah'ın Rasulüne şöyle seslendi: "Ey Ahmed! Bu ölüm meleği yanına girmek için senden izin istiyor. Halbuki o senden önce hiçbir ademoğlunun yanına girmek için izin istememiştir. Senden sonra da hiçbir ademoğlundan izin istemeyecektir." Kendisine izin verin diyerek ölüm gerçeğiyle yüzleştirmiştir Allah'ın Rasulünü. Ölüm çığlığı çoban ıslığından çok farklıdır. Çoban ıslığı geniş vadilerde, dağ başlarında vs atılır. Oysa ölüm çığlığı canın tende bulunduğu her yerde ve her zaman atılır. Ölüm çığlığı ne kadar sesiz atılsa da, acısı dayanılmaz boyutlara ulaşır. Atılan çığlığın arkasından bakan gözler yavaş yavaş nurunu kaybeder. İşte o an acının, ızdırabın doruğa çıktığı anlardan birisidir. Dedik ya, ölüm meleği de Ademoğluna asla ihanet etmemiştir. Kader çizgisinin sonundaki kazanın vuku bulmasıyla birşeyler değişecekti. Ademoğluna hayatta iken kader hakkındaki düşüncelerini sorsaydınız, alacağınız cevaplardan biri de, şarkılardaki isyan satırlarından birisi olacaktı. Dedik ya, ölüm çığlığı çok sessiz atılır. Uykuda atılan çığlık, uyuyan Ademoğlunu hiç uyandırmadan ölüm badiresine doğru çeker. Atılan çığlığın ardındaki acıları Ademoğlundan başka kim duyabilir ki? Ölüm soğuk bir değişimdir. Daha dün yüzüne bakmaktan usanmadığınız, muhabbetine doyamadığınız Ademoğlunun, bu kez musallaya uzanan ve kara toprağa konacağı anı bekleyen soğuk bedenine dokunmakta zorluk çekiyorsunuz. Hani, fani dünyada yanından ayrılmayan dostları? Ey Ademoğulları, aranızda ölüm çığlığı kol geziyor, duyanınız var mı? Yarın yine bu musallaya biri konacaktır. Bu beşer kimin evinden yükselen ölüm çığlığının sahibi olacaktır? Bahar bitti, yaz geçiyor ve kış gelecek. Benim de saçlarım ağardı. Yüzümde yaşadığım yılların hatıraları çizgi çizgi durmaktadır. Yoksa yarınki musallanın müdavimi ben miyim? Bir saniye, Kapı çalınıyor!.. Hatıra mı? Beyaza düşen siyah bir leke olmasın... Favori olarak ekle (12) | Görüntüleme sayısı: 1169
|