|
Zeynep Nisa KUL Dua Her Kapının Anahtarıdır
Bir anahtar düşünün açamayacağı hiçbir kapı olmasın. Her kapının deliğine uygun bir anahtar düşünün. Kim böyle bir anahtara sahip olmak istemez? Tabiî ki herkes sahip olmak ister. Benim de böyle bir anahtarım olsa ne iyi olur diye düşünenler, eminim oldukça fazladır. O anahtar zaten elimizin altında ve o değerli anahtara hepimizin sahip olduğunu biliyor musunuz? Evet, o anahtar her kapıyı açan, her kapıdan içeriye girmemizi sağlayan bizlere sürekli açılacak kapı sunan değerli anahtarımız dualarımızdır. Mahlûkatın, yaratıcısıyla buluşmasıdır dua. Sürekli ihtiyaç duyanın, ihtiyaçlarını karşılıksız giderenden dilemesidir dua. Yaratıcının hiçbir koşul ve şart sunmaksızın, kefilsiz, senetsiz ve karşılıksız yarattıklarına sunduğu tükenmez kredidir dua. Duanın açamayacağı hiçbir kapı yoktur. İnsan bunu idrakinde olduğu müddetçe içeriye giremeyeceği ve açamayacağı hiçbir kapı olmadığının farkına varacaktır. Dua elimizde bulunan fakat değerini tam olarak kavrayamadığımız, farkında bile olmadığımız en değerli hazinemizdir. Kulunu Allaha yaklaştıran, kulun acizliğini, muhtaçlığını itiraf ettiren, insanı kötülüklere ve musibetlere karşı ehemmiyette hissettiren duadır/dualarımızdır. İnsanoğlu aciz yaratılmış varlıktır.
Her an yardıma muhtaç, kendisine uzatılacak bir dost eli beklemektedir. İşlerinin yolunda gitmesi, zorluklarla karşılaştığında o engeli aşabilmek için, mutlak bir desteğe güce ihtiyacı vardır. İşte o sonsuz kudret ve lütuf sahibi, kuluna yardım eden, kendisine sığınanları asla geri çevirmeyen, kulunun isteğini kendisine lütfeden, acziyetini bilip bütün samimiyetliğiyle ve içtenliğiyle ona yönelenleri eli boş çevirmeyen mutlak galip ve merhamet sahibi ve dualarımıza/münacatımıza karşılık verendir Allah! İnsanca var olmak ve varlığından haberdar olmak, yönelmek ve dua etmektir. Yüce Rabbimiz; Deki, dualarınız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin.(Furkan / 77) diye buyurarak duanın Allah katında ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. İnsan fıtratı gereği muhtaç ve ihtiyaç sahibi olarak yaratıldı. Bunun diğer bir anlamı da insan dua ettikçe vardır ve eşrefi mahlûkattır. İnsanın Allah huzurundaki esas duruşu dua halidir. Dua insanı Allaha yaklaştıracak amel ve davranışlarda bulunmaktır. Namaz anlamına gelen salât aynı zamanda dua anlamındadır da. Dua ibadettir, ibadette duadır& Namazın her rekâtında okuduğumuz fatiha süresinde günde belki kırk defa Rahmana sığınıp ona dua ederiz. Rabbim bizleri doğru yola ilet. Rızık verdiklerinin yoluna, sapıkların ve haddi aşanların yoluna değil& Dua sadece insanın Allah karşısındaki acziyetini ifade etmez, aynı zamanda diğer mahlûkat karşısındaki izzetini de ifade eder. Çünkü dua istemektir. Ne isteyeceğini bilmeyen dua edemez. İrade ve idrak sahibi olmayan ne istediğini bilemez. İstemek mişetten pay almaktır. İstemek, şuur sahibi olmaktır. İstemek insan olmaktır. Ve dua işte bu yüzden ayrıcalıktır. Haddini bilen dua eder. Çünkü haddini bilen yetersizliğini bilir. Haddini bilen Rabbini bilir. Haddini bilen kulluğunu bilir. Kulluğun en güzel ifadesi duadır. Duanın zamanı ve mekânı yoktur. Her yerde ve her zaman dua edilir. Dua kalbin Allahla konuşmasıdır. Dua diller üstü bir dildir. Kalbin dilidir dua eden. Kalp duaya durunca, değil sadece dil, her bir hücre ona katılır. (M.İ) Dua Allaha kulluktur. Dua kula kulluğu bırakıp yaratana kul olmaktır. Dua fani olan her şeyi bir kenara atıp bakiye yönelmektir. Dua ebediyete açılan hem kapı ve hem de o kapının anahtarıdır. İnsan yaratandan isteyince/dileyince gönlü ferahtadır. Çünkü Rahman karşılıksız vermeyi seven ve verdiklerini kulun başına kalkmayandır. İnsanı mihnet altında bırakmayan ve istediği kadarını ona tahsis eden, lütfeden yaratıcıdan başkası değildir. Dua talep makamıdır. Talep edilecekleri istenmeyi hak edenden talep etmektir. Allah duaları kabul etmek zorunda mıdır?(hâşâ) Tabiî ki kabul etmek zorunda değildir. Fakat o öyle merhametli ki, kendisinin kimseye ihtiyacı olmadığı halde, kendisine ihtiyaç ve muhtaç olanlara yardımını esirgemiyor. Şüphesizki Rabbin, işte o, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. Resulüm, kullarıma benim çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver. Rabbimiz, yüce kitabımız Kuranı Kerimde birçok ayetlerde kendisinin çokça bağışlayıcı, merhamet edici ve sonsuz ikram sahibi olduğunu bizlere bildirmektedir. O halde kul niçin kendisine bu kadar merhametle, şefkatle yaklaşan rabbinden yüz çevirmektedir? İnsanoğlu niçin acziyetini kabul etmeyerek, Rabbine karşı boyun eğmeyip büyüklük taslamaktadır? Kendisine uzanan düşmanının eli dahi olsa tutmaktan çekinmeyen insan, kendisini ve bütün kâinatı yaratan Rabbinin gel çağrısına kayıtsız kalmaktadır. Zira Rabbimiz; Kulum bana bir adım gelse, ben ona on adım yaklaşırım, kulum bana yürüyerek gelse, ben ona koşarak gelirim. Yeter ki, kul Rabbine yönelsin, isteyerek arzulayarak onun rızası doğrultusunda yaşasın, Rabbimiz muhakkak ki, onu sahipsiz ve yardımsız bırakmaz. Yeterki insan istemesini ve yönelmesini bilsin. Kendisine Allahı vekil kılsın, dost edinsin muhakkak ki rabbimiz onun bu isteğini karşılıksız bırakmaz. Duanın bir diğer manası da çağırmaktır. Dua kul ile rabbi arasında bir köprüdür. Namazda olduğunu gibi, duada da kul ile Allah arasında bir köprü, bir bağ kurulur. Ve bu öyle bir bağ ki, kimsenin ve hiçbir gücün bu bağı koparmaya gücü yetmez. Allahın ipine sıkıca sarılıp, Allahla aramızda bir bağ kurmaya çalışalım. Dua bağı gönül bağıdır. Dua gönülden gönüle kurulmuş bir köprüdür. Dua müminin silahı, dua her kapının anahtarı, dua yakınlaşmak, bağlanmak, istemek dilemek, dilenmek ve acizliğini hissetmektir yaratana karşı. Müminin mümine ettiği dua Allah katında geri çevrilmez. İnsan sadece kendi nefsini değil, diğer kardeşlerini de düşünerek dua ve niyazda bulunmalı. Allah resulünün buyurduğu gibi; kendi nefsiniz için sevip arzu ettiğinizi, din kardeşiniz içinde sevip arzu etmedikçe hakkıyla iman etmiş sayılmazsınız. Dua bir nevi paylaşmaktır. Bölmek, bölüşmektir ekmeğin yarısını. Korumaktır, kollanmaktır, kollamaktır sevdiklerini düşmanlarına karşı bela ve musibetlere karşı. Takdire karşı tedbirin faydası yoktur. Duanın ise başa gelen ve gelecekler için faydası çoktur. Bela iner, dua onun karşısına çıkar ve kıyamete kadar birbirleriyle boğuşurlar.(Teberani Hâkim) Dua bir kalkandır nefse, şeytana, kötülüğe ve kötülere karşı. Dua merhamettir, şefkattir annenin evladına karşı. Dua kalıcı bir nimettir dünyada geçici nimetlere karşı. Dua dilemektir gönüldekileri. Dua dilenmektir ihtiyaçlarımız için lütuf ve bol ikram sahibi olan rabbimizden. Dua yaklaşmaktır sevgiliye / sevgiye. Dua başarıya giden yolda atılan ilk adım ve tevekküldür. Dua varmak istenilen hedeflerde Allahı da hesaba katmaktır. Ondan istemek, ondan beklemektir başarıyı. Zira Allahı hesaba katmadan istenilen başarı, elde edilse de onda hiçbir hayır yoktur. Dua, yönelmek yöneliş ve yön bulmaktır. Kısacası dua bütün kapıların anahtarıdır. Duanın açamayacağı hiçbir kapı yoktur ve o anahtar rabbimizin ikramıyla bizlere sunulmuştur. Elimizdekilerin kıymetini bilelim. Dua deyip geçmeyelim. Zira Allah Resulünün her anı ve her adımını dua ve tevekkülle geçmiştir. Unutmayalım ki dua da bir ibadettir. Dua ibadetin özüdür(Tirmizi) Peygamberimizin gerek hadislerin, gerek sünnetlerine baktığımızda duanın onun hayatında büyük bir önemi olduğunu görmekteyiz. Hatta tarihe destan olan savaşlarda elde ettiği zaferleri duayla kazanmıştır. Bedir bunun en açık örneğidir. Yine duayı hiçbir zaman dilinden düşürmeyip; ümmetine, ashabına, zevcelerine, çocuklarına ve hata bazen düşmanlarının ıslahı için bile dua da bulunmuştur. Peygamberimiz her konuda bize örnek olduğu gibi, bu konuda da örnek bir davranış sergilemiştir. Zira Allahın değer verdiğine oda değer vermiş ve ümmetinin de böyle olmasını istemiştir. Allah katında duadan daha değerli hiçbir şey yoktur.(Tirmizi) diye buyurarak duanın Allah için önemini bizlere anlatmaya çalışmıştır. Bu ne büyük ihsan! Favori olarak ekle (22) | Görüntüleme sayısı: 879
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |