|
Meryem BEYAZAL Dafidil Gökkuşağı
Madem güneş yakmıyor, rüzgar sarsmıyor seni. Bulutlar gözbebeklerine yağmur damlaları taşımıyor. Dokunmuyor söylediklerim, duymuyorsun madem... Gecenin bağrına sinip boğulurcasına ağlıyorsun ama. Susuyorsun, dalıp gidiyorsun ya... Biliyorum bir gül bile parçalar senin yüreğini, bir selam ateşe atar, yanarsın asırlarca. Biliyorum senin de kimsesiz saatlerde Allah'a götürdüğün dileklerin var. Sen de gülmesini, duymasını, dahası sevmesini bilirsin. Beklediklerin her sabah güneşin sessiz sedasız bırakacağı yolcunun postasında saklı. Senin de sırların var saklanmaya değer. Bölüşülmeye değer sevinçlerin, mutlulukların var. Anlatmak istediklerini gizleyemezsin ki. Ben senin heyecanlarını da bilirim. Gönlün dolu dolu sevdayla yüklü.
Engin maviliklerde süzülen bir kuşun kanadıyla kanayan gönlünü bilirim. Bir kapı aralanışında örselediğin sırrını, bir bakışta yandığını diri diri, bir sükutte eridiğini de. Ben seni bilirim Dafidil. Senin de sevgi göğüne daracık merdivenlerden çıkılır. Bir anda yükselemem ki oraya. Ama bak! Ben selamla girdim katına. Davetsiz gelişime aldırma ne olur. Bugün bayram biliyorsun, hem bahar. Dışarıda çok güzel bir güneş var. Ağaçlar yapraklarını gökyüzüne çevirdi. Bülbüller gül bahçelerini keşfettiler bile. Arılar sevgililerini buldu. Şafak hiç bu sabahki kadar çok renkli olmamıştı. Çiğ damlaları bu denli cazip değildi yeşilin üzerinde. Ama ben seni seçtim, sana geldim. Hala mı susacaksın Dafidil? Sen, sadece gece ve gündüzü farkeden zavallı bir solucan değilsin ki, senin rüyaların da yorumlanmaya değer. Hadi anlat öyle ise. Bu gece uçsuz, bucaksız bir vadide ayın göğsüne inişini seyrettin değil mi? Yalnızlığını götürdün ona. Dokundun teni saydamdı. Ve içinde yitip gittin. Bölüşemedin yalnızlığını. Bir insan aradın o ışığın aydınlığında bile. O anki mutluluğunu, huzurunu, seni anlayabilecek bir çocuk dahi olabilirdi. Anlatmalıydın. Uyandın insanlara, uyandın hazlara, uyandın anlayışlara. Ama onlar seni ya hiç anlamadılar ya da çok az anladılar. Cümlelerin yarım kaldı. Hevesin bezgin bir itirazla eskidi. Tebessümün asırlar önce yağan kar gibi donup kaldı dudaklarında. Belki de bir ölüydü gördüğün. yarısı yanmış, kömürleşmiş, diğer yarısı bir başka perişan öylece uzanıyordu yatağının altında. Korkuyorsun. Seslensen her şey ölüm kesilecekti adeta. Adeta ölü o haliyle dirilecekti başucunda. Ve bu gece de uyuyamadın. Onlar bir kabustu gün ağarınca bitiverecek. Ama sen bu yalnızlığın içinde günlerce boğulacaksın. Onlar eskimeyecek değil mi biliyorum Dafidil? Biliyorum sabahları zührevi bir hastalık gibi bedenime yapışıyor, gün ortasında her şeyin altında kalıyorsun. Nihayet akşamları seni eziyor. Öğütüyor acıya, yalnızlığa. Güneşin batışında huzur yakaladığın yalan. Yüzünde kıvranan yürek sancısını güneşin renkleri kadar apaçık görebiliyorum. Rüzgarın zoruyla bulutlar arasında beliren bulutlar arasında beliren bir kaç çizgi gibi o da zorla. Bakışlarında ezici bir ağırlık var. ezici bir sabır, tüketen bir tahammül. Ebediyen susamazsın ki Dafidil. Bana acılarını anlat Dafidil. Umutlarının seni nasıl terkedip gittiğini bir bir. Nasıl beklediğini, nasıl özlediğini, nasıl tükendiğini yiv yiv. Her biri ömrünce damarlarında ayrı ayrı akacak belki de. Eğer duyuyorsan beni bugün pazarlıksız geldim sana. Bir kaç söz söylemek, bir kaç kelam sunmak için gönül yarana, sadece dost olarak geldim. Kendim için değil. Senin sevinçlerini paylaşabilirim Dafidil. Bir yaprağın tenine çiğ damlasının dokunuşu kadar hissedebiliyorum seni. Belki anlamayacağım bakışın hangi ümidin son kez arkasından dalıp gidişidir ama, inan Dafidil ben de senin kadar duyacağım, Bu da mi ilgilendirmiyor seni, bu da mi vurmuyor bin bir yerinden? Oysa yüreğin kıpır kıpırdı. Bir yaprağın kıpırdanışından bile duygulanırdın. Rüzgar yanından selamsız geçse dolardı gözlerin. Kaç kez "Ben" deyip sözünün arkasını getiremediğini bilirim. Çünkü ağlıyordun arkasında. Sükütün ürkütüyor beni. Fırtına öncesi durgunluğu simgeliyorsun, ebedi bir isyanın komasını gizler gibi. Taş yürekler seni çok örseledi biliyorum. Taş yosunlar gibi başını kaldırdıkça vurdular, yaraladılar, susturdular. Yaralarını sarmak için de çok geç kaldık. Güneş üzerinden binlerce kez doğdu battı. Mevsimler eskidi, mevsimler döküldü. Ama biz bir kere bile gelemedik bir hekim, bir dost eliyle. Biz seni hiç anlamadık Dafidil. Kimbilir bu kaçıncı yumruğumun sancısıdır dindiremediğin. Bu kaçıncı aldırmayışım, bu kaçıncı duymayışımdır. Çilene paranoya dedik, ıstırabını anlayamadık. Yorgunluğuna pejmürde bir kılığı uygun bulduk. Seni boşvermişlikle yadırgadık. Sustuğunda duymadın zannettik. Konuşmadın bilmediğine, hissetmediğine yorumladık. Bakmadın görmüyordun sanki. Güldüğünde bütün dünya senindi. Bu denli mutlu olduğuna bile şaşırdık çoğu zaman. Hani gözyaşı tanımıyordu gözlerin? Nasıl bu kadar kendinin uzağında kalabildin Dafidil? Meğer senin de kırılan bir yüreğin varmış, ağrıyan başın. Ağlayan gözlerin varmış. Nasıl, için kan ağlarken bu denli gözlerinle güzel gülebildin Dafidil, dargınlığını bastırabildin göğsünde, küsküğünü bu kadar gizleyebildin? Denizi içindeki herc u merce benzettiğin için seviyorsun. Rüzgarı, haykırmak istediklerinin bir parçası gibi, onu kendine yakın buluyor ve seviyorsun. Yağmur gözyaşların kadar dost ve tanıdık. Saatlerce altında yürümek, ıslanmak, içine işlemek istiyorsun. Sana öfkeli diyorlar Dafidil. Ansızın köpürüveriyor, taşıyorsun. Bilemezler ki yıllarca süren birikimin zaptedilmez çetinliğini. Hep susuz kalmış bir çölün yeşili gördüğü zaman yutması gibi yeşile hasret haşin kucaklayışı. Ve seni bilemezler Dafidil. Ama ben biliyorum. Kalp semanda yükselen güneşin adını dahi biliyorum. İçinde ateş koru gibi tutuşan sevdaları da biliyorum. Konuş, susma ne olur. Anlat ışığın sendeki yorgunluğunu, denizin duruluğunu, seni anlat. Ama anlat. Bağır, öyle bir bağır, öyle bir haykır ki... İstersen incit, istersen parçamla yüreğimi. En acı sözlerini benim için sarfeyle. Ama konuş, ama susma ne olursun Dafidil Favori olarak ekle (23) | Görüntüleme sayısı: 653
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |