spacer.png, 0 kB

 kartallar les yemez

Yarım Kalan Dua
Adem KORKMAZ

İstatistikler

Aktif Ziyaretci492
Dünkü En Fazla463
Haftalık1890
Aylık9599
Toplam311769

Oyunlar(yeni)

 Arabalar (33 kez oynandı)
Kahramanımızı çekici ile kurtarmaya ne dersiniz? Mouse ile b...

 Elmas Topla (45 kez oynandı)
Yön tuşlarını kullanarak elmasları toplayın.

 Ralli (37 kez oynandı)
Arabanızı, rengini ve pisti seçin. Yön tuşlarıyla arabanızı ...

 Matrix ve Neo (31 kez oynandı)
Kılıcınızı ve silahınızı kullanarak düşmanları öldürün.

 Apache (45 kez oynandı)
Bu üstün helikopterle karşınıza çıkan hedefleri yok edin.
 
 Space Invaders (16 kez oynandı)
Bu oyun bir klasik, oynamayanlardan mısınız yoksa?

 Ofiste Aşk (52 kez oynandı)
Patron telefonla görüşürken, arkadaşınızla ilgilenin. Mouse ...

 Avea Penaltı (118 kez oynandı)
Penaltıları atmak için sağdan ayarları yapın ve vurun.

 


Üyeler: 1274
Haberler: 494
Web Bağlantıları:
Ziyaretçiler: 687977

Hicran dergisi 1. sayı arsiv

002.jpg

hicran 2 sayı

004.jpg

005.jpg

kapak6.jpg

say_7.jpg

say_8.jpg

say__11.jpg

kapak.jpg  

spacer.png, 0 kB
 
Son Konular
Yenilendik

Sitemizi Yeniledik. Kayıt olarak yazı gönderebilir Buradan Ana Sayfaya geçebilirsiniz.

 
Yarınları Beklerken Yazdır E-posta
Perşembe, 29 Kasım 2007
Yazı Index
Yarınları Beklerken
Sayfa 2
Zeynep Yeter ARSLAN

http://hicrandergisi.com/Version6/images/stories/kalem.jpgYarınları Beklerken


 Bazen yarınlarımız gelmeden ya da gelip gelmeyeceğini bilmeden, bir telaş içine gireriz. Maalesef buhttp://ismailadin.sitemynet.com/mynet_resimlerim/beyaz_g_l_m.jpg ekseriyetle maddi telaş oluyor. Acaba yarında karnım doyacak mı? Yarında bugünkü kadar kazanabilecek miyim? Bugün şuyum buyum yok, yarın mutlaka tedarik etmeliyim! Gibi endişeler sarar bizi. Oysa o kadar aciziz ki, bugünü bitirmeden, yarının telaşına düşmek belki de dünyanın geçiciliğini unutmaktan ileri geliyordur! Dünya fani, gelip geçici, fakat bizler bunu bile bile yine de yarınların kaygısıyla yaşayıp duruyoruz. Hatta bu bazen öylesine ileri derece de oluyor ki, bir ay sonrasını, bir yıl sonrasını bazen çok uzun yıllar sonrasını bile garanti altına almaya çalışıyoruz!

 

Yarını düşünmek güzel, fakat bunu ahiret hayatımızın yarınları için yapmalıyız. Allah, bu duyguyu yani yarınlardan endişe etme duygusunu bizlere, ahiretten endişe edelim diye vermiştir! Zira bizi yarın bekleyen, ahiret eksenli olan hayattır. 
 
Bizler ise ahiretten başka birçok şeyin hesabını yapar dururuz. Okul, meslek, evlilik, çoluk çocuk, sonra belki de torun sahibi olmayı düşlemek gibi. Bazen mal mülk için olur bu, daha çok çalışmak, daha çok kazanmak, daha iyi bir araba, daha iyi bir ev hayalleri gibi. Ömür denen sermaye en büyük hazinemizdir. Fakat dünya hesaplarına dalıp giderken, bir gün geriye dönüp baktığımızda belki maddi olarak birçok şeyin en iyisini yapmışızdır ama maalesef bir ömrü bu tarz hesaplarla ziyan etmişizdir. Bunu anladığımız zaman Allah muhafaza iş işten geçmiş olabilir! 
 
Yarınların endişesine düşmenin şeytanın da vesvesesi olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Şeytan ister ki insanlar sadece bu dünyaya ait olan kazançlara bağlanıp, ömrünü heba etsin. Ahireti tamamen unutsun ve ahiret için hiçbir hazırlık yapmasın. Öyle ya sürekli, yarınlarla alakalı bir ses tehdit edip duruyor bizi içimizden. O ses, bizi çeşitli kaygılara, telaşlara düşürüyor. O sese kapılıp gittiğimiz zaman, sürekli dünya için çalışmaya, dünya için biriktirmeye başlıyoruz. Böylece dünyanın telaşına kapılıp ahireti de unutuyoruz yani şeytanın istediğini yapmış oluyoruz maalesef. Ama çok dikkat etmemiz gereken bir husus bu, mesela bazen şeytanın tuzaklarına düşünce helal dairesini terk ederek, harama yönelebiliyoruz, bazen de kendimizi dünyaya bu kadar kaptırmamız hırsa dönüşebiliyor ve ailemizi yuvamızı, manevi sorumluluklarımızı unutup, çeşitli felaketlere sebep olabiliyoruz. Öyleyse şeytana karşı her konuda uyanık olmamız gerektiği gibi, bu konuda da uyanık olmak zorundayız. 
 
Söylediklerim yanlış anlaşılmamalı, tabi ki çalışmalı ve dünya maişeti temin edilmelidir. Fakat buna bütün bütün bağlanıp ahireti unutmak, sürekli yarınları düşünerek her günü dünya maişetine endeksli geçirmek yanlıştır. Bu denge iyi kurulmalıdır, ahireti unutturacak her şeye kapalı olmalıdır kapılarımız.  
 
Peygamber efendimiz, abdest almaya giderken önce teyemmüm yapmasının sebebini soranlara şu manidar cevabı vermiştir; suya yetişeceğimi nereden bilebilirim? işte önderimiz, rehberimiz, biricik peygamberimiz (s.a.v) bile, bir adımdan sonrasını garanti edememekte ve bunun endişesiyle yaşamaktadır. Bizler ise her adımımızı o kadar emin bir şekilde atıyoruz ki, sanki yarınlar kucak açmış bizi bekliyor! Evet, kucak açan yarınlar var, ama dünyanın yarınları değil ahiretin yarınlarıdır! 
 
Önemli olan şey, ahiret hayatı için çalışmak ve endişe duymaktır. Böyle olduğu zaman, hazırlıklar da öteler ötesi olan ahiret için yapılır ve her an ölümle karşı karşıya gelinebileceği hatırdan çıkarılmaz. Ahiretin ve ölümün varlığını ve kaçınılmazlığını sürekli hatırda tutan insan da dünya hayatına ne kadar bağlanabilir ki? Yüce peygamberimizin (s.a.v); lezzetleri acılaştıran ölümü çokça anınız buyurmuştur. Evet, gerçektende öyle, ölüm akla gelince tatlı bildiğimiz her şey acılaşıyor birden bire. Etrafa savurup durduğumuz gülücükler yerini masum ve ölümün ürkekliğini bürünen bir simaya bırakıyor. Bu yüzden olsa gerek birçok insan ölümden bahsedilmesini istemez, kulaklarını tıkar adeta bu gerçeğe. Oysa yarın bize fayda verecek olan, etrafa savurduğumuz kahkahalar değil, ölümün ve kabrin korkusundan feryat eden yüreklerimizin sesi olacaktır.  
 
Tul-i emeller (uzun emel) peşine düşmemeliyiz, çünkü ölüm de bizim peşimizdedir. Bir gün peygamber efendimiz (s.a.v) üç tane çubuk alır, birini önüne, birini yanına diker. Diğerini ise uzağa atar. Sonra, çubukları işaret ederek; bu çubuk insan, yanındaki eceli, uzaktaki ise emelidir. İnsan emellerinin peşinden koşar, fakat eceli onu yakalar, emeline ulaşamaz buyurarak ecelin, uzun emellerimizden daha yakın olduğunu bildirmiştir. Aslında bu konunun önemini anlamak için peygamber efendimizin hadislerine kulak vermek yeterli olur. 
 
Bir hadisinde de şöyle buyurmuştur kâinatın efendisi; Allahtan utanın, başkalarına kalacak şeyleri toplamakla vaktinizi kaybetmeyin! Kavuşamayacağınız şeyleri ele geçirmek için uğraşmayın! İhtiyacınızdan fazla bina yapmakla zamanınızı harcamayın buyurmuşlardır.  
 
Gerçekten de öyledir, hayalleri dünyalara sığmayan nice insanlar, gittiği yolda ecelin DUR demesiyle durup, birçok şeyi, malını mülkünü, tul-i emellerini geride bırakmamışlar mıdır?  
 
Bu yüzden dünya hayatı aldatmamalı bizleri, yarınların kaygısına düşerek dünya hayatına kapılmamalı ve bu yüzden ahireti hatırdan çıkarmamalıyız. Zira yanımızda götüreceğimiz maddi kazançlarımız değil, manevi kazançlarımız ve ahiret için yapılan amellerimizdir.  
 
Dünya hayatı bir nefesliktir, bir hadis-i şerifte peygamberimiz (s.a.v); insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar buyurmuştur.  
 
Horasan büyük evliyalarından bir zat olan Cafer-i Huldinin menkıbesinden halimizi özetleyen birkaç mısrayı sizlerle paylaşmak isterim; 
 
Ecel belli değilse an Allahın adını 
Gün bugün, an bu andır, ne beklersin yarını 
Ecel, öyle aniden gelebilir ki evlat 
Bir kez Allah demeye, bulunmaz belki fırsat 
Öyleyse sen şimdiden, başla Allah demeye 
Belki olmaz zamanın, hatta tövbe etmeye! 
 
AHİRETİN YARINLARINI BEKLEYENLERDEN OLMAK DUASI İLE&


Favori olarak ekle (20) | Görüntüleme sayısı: 602

Yorumlar (15)
RSS yorumları
1. 29-11-2007 22:08
 
Tşk
Yazınız çok aydınlatıccıydı.Dualarınmızın kabul olması dileğiyle tşkler.
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
2. 30-11-2007 15:50
 
çok doğru bir tespit
Öncelikle kaleminize sağlık. çok doğru bir konuya deyinmişsiniz. dünya işleri içinde o kadar boğulmuşuzki farkında bile değiliz halbuki bir söz vardır affınıza sığınarak söylemek isterim '' hiç ölmeyecek gibi dünya için yarın ölecek gibi ahiret için çalışmalıyız'' istedikten sonra aslında ikiside bir arada oluyor. Ama biz bunları hep göz ardı ediyoruz. ahiret için bişeyler yapacakken sonra yaparım birazdan gibi şeylerle erteliyoruz. bunlar sizinde demek istediğiniz gibi şeytanın aldatması bizi aslında tekrar teşekkürler yazılarınızın devamı heyecanla bekliyorum.
Misafir
 
elif
3. 30-11-2007 15:54
 
kaleminize sağlık
öncelikle hicran dergisine teşekkür ederim.Bu yazıyı sizler aracılığı ile bizlere ulaştırdıkları için sonrada size zeynep hanım. çok güzel bir yazı olmuş. Umarım yazılarınızın devamı beklerim.TEKRAR TEŞEKKÜRLER.
Misafir
 
demet
4. 30-11-2007 15:56
 
yarınlarrrr
Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler. Herkesin bildiği fakat unuttuğu bir şeyi ortaya çıkarmış olduğunuz için teşekkürler.
Misafir
 
SERKAN
5. 30-11-2007 16:10
 
tşk.
merhabalar zeynep hanım. öncelikle yazınız için size teşekkürler. sizi moral haber genç kalemlerden sonra burdada görmek sevindirdi biz okuyucularınızı herzaman ki gibi yazınız çok güzel olmuş.
Misafir
 
ahmet
6. 30-11-2007 16:46
 
tşk.
yazınız çok güzel bunun üzerine söyleyecek söz bulamıyorum. sadece size ve sizleri bizlere ulaştıran hicran dergisine teşekkürler.
Misafir
 
aslı
7. 01-12-2007 08:45
 
gerçeklerin farkına varalım
öncelikle size ve sizleri bizlerle buluşturanlara teşekkür ederim . yazınızı çok beğendim . hep göz ardı ettiğimiz gerçeklerin farkına varmamız gerektiğini belirten çok güzel bir yazı olmuş. yazılarınızın devamını merakla bekliyorum.
Misafir
 
ayşen
8. 01-12-2007 08:48
 
tebrikler
sizi tebrik ederim zeynep hanım.yazınızda hep bildiğimiz ama göz ardı ettiğimiz bir konuyu dile getirmişsiniz. umarım yeni yazılarınızıda burada görebiliriz.
Misafir
 
mustafa
9. 08-12-2007 11:32
 
TŞK.
ÇOK GÜZEL BİR MAKALE OLMUŞ SİZE TEŞEKKÜR EDERİM ZEYNEP HANIM. YAZILARINIZIN DEVAMINI BEKLİYORUM.BİLDİĞİMİZ FAKAT GÖRMEKTEN KORKTUĞUMUZ BİR KONUYU ELE ALMIŞSINIZ .TŞK.
Misafir
 
ESRA
10. 11-12-2007 22:58
 
Söylencek bişi kalmamış
Paylaşımız için teşekkürler.Çok güzeldi.
Misafir
 
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


 
< Önceki
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
eXTReMe Tracker