Ehlullah şöyle buyurur: “Hayvan ruhunun kıymeti nedir? Hele bir kasaplar çarşısından geçiver! Nice kelleler, işkembeler üzerine konmuş, nice et ve kuyruklar, parça parça ayrılmıştır.” Adam gibi yaşamak Allah’ın buyurdukları ile olur. Allah’ın emirlerini ne uğruna çiğniyoruz? Dünya hayatına, nefse, şeytana esaretten kurtulmak ve Allah’ın huzuruna layık olmak için neler yapıyoruz? Allah’ın emirlerini ortadan kaldırmaya kalkanların nasıl ortadan kalktığına bir bakalım: Şems Suresi: 14- “Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti.” Ehlulah tefsirinde şu açıklamalara yer verir:
Adını hasret koydum... Uzaklarda yanıp sönen bir yıldızdı gözlerin, sen hasretimdin. Hep sensizdim ve özlemekten öyle yoruldum ki korktum sevmekten. Aşktan anladığım beklemek oldu, özlemek oldu, ağlamak oldu gecelerce. Bir vardın bir yoktun, sonu hep kötü biten masallar gibi... Bir kez olsun dokunamadım yüreğine, ellerini saramadım, anlatamadım sana; yüreğine aşkı yazamadım. Hep bekledim. Beni gör, beni anla, beni duy diye hep sustum. İçimde çığlıklar attı yaram, ben sustum, hep sustum... Sen hiç bilmedin bir gerçeği, ben seni severken kendime ihanet ettim. Ulaşılmazım, hasretim, bu yalnızlıklarda yokoldum, sen beni hiç görmedin. Tutunduğum yüreğini alıp gittin o uzak şehirlerden...
Halkın içinden, halkın istekleri doğrultusunda, halka hizmet için seçilir siyasiler. Sadece seçimden seçime, yalnızca oy zamanı halkı hatırlamazlar. Seçimle gelinen makamlar, atama yoluyla ulaşılan mevkilerin hepsi böyledir. Mesele sadece makam ve mevki meselesi ile bitmiyor. Ticaret yapan, sanayi ile ilgilenen, fabrikalar kuran, ülkenin ekonomisini elinde tutan herkes aynı pozisyondadır. Durum böyle olunca; her insan, her görevli ve her makam sahibi işini, bulunduğu görevin sorumluluğunu idrak eder ve sonuçta halka daha iyi hizmet etme yolları arar. Zaten; hiç kimse; “ben halk değilim, halkın içinden gelmedim, halkı tanımıyorum, halkın isteklerine kulak tıkıyorum, halkı kendimden aşağı...
Bu yazıyı yaşımın etkisiyle yazdım. Bir teyze sabahleyin çokta gençti dedi. Dün öldü. Bugün salası okunan kişi için. Yaşı kaçtı dedim? Elli dedi. Benim yaşımın da elliye ramak kalmasından esinlenerek yazdım. Biraz da sitem ettim. Sabah sabah teyze dedim. Kul hakkına dikkat etmezdi dedi. Özür diledim ve ayrıldım. Kul hakkı dedi teyze. Kul hakkının ne kadar ağır günah olduğunu öğrenmek isteyenlere peygamberimizin son günlerini kısaca hatırlatmakta fayda var. O, büyük peygamber kıyamet gününde ki kul hakkının günahının ağırlığını biz ümmetine ne kadar sorumluluk gerektirdiğini açıklamak için üç gün sahabeye sorar.
Toplumdaki yaygın inanca göre “din vicdanî bir olgudur, herkes dinini vicdanında yaşamalıdır.” Doğrudur, iman sahipleri, her zaman doğruyu işaret eden vicdanlarının sesini dinleyen insanlardır. Ancak din, kişinin sadece kendi içinde yaşaması gereken bir olgu değildir. Allah'ın önemli buyruğudur; her inanan Rabb'inin nimetini durmaksızın anlatmakla, iyiliği emredip kötülükten sakındırmakla ve “yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar” fikir mücadelesi yapmakla sorumludur. Dini bir yerlere hapsetme düşüncesi, Kur'an'dan habersiz olan ya da Allah’tan yüz çevirerek yaşayan kişilere ait çarpık bir görüştür. Allah'a aşık insanın kalbi o aşkla çarpar, dili O'nun emriyle ve dilemesiyle her...
Kardeşlerim! Vatanı sevmek, vatanı korumak Müslüman milletimizin ruh yapısında vardır. Zaten dinimizin temel kurallarından biride yurt savunması ve vatan sevgisidir. İbadetlerimizi rahat yapabilmek için özgür bir vatana ihtiyacımız vardır. Bu itibarla özgürlük olmayan yerde ibadet yapmakta mümkün değildir. Bunun içindir ki, yurt savunmasından kaçmak dinimize göre büyük günahlardan sayılmıştır.(1) Vatan, din, namus mefhumları Müslümanlar için kutsal kavramlardır. Müslüman ecdadımız bu yüce değerler için tarihin her döneminde mallarını, canlarını seve seve feda etmişlerdir. Vatan savunması gerektiğinde farzdır. Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: “ Ey...
Bu günkü Filistin özerk bölgesinin Beytüllahim kentinde doğup, İsrail sınırları içindeki Nasıra kasabasında yaşadığı ve daha sonrada bazı din bilginleri tarafından çarmıha gerilerek öldürüldüğü sanılan fakat gerçekte ise Allah katına yükseltilen İsa(as)’ın öğretilerine ve onun temsil ettiği bu dine inanmaya İsevilik ya da Hıristiyanlık denilmektedir. Allah, İsa(as)’a tıpkı Tevrat gibi bir hidayet kaynağı olan İncil’i vermiştir. Yani İncil de Tevrat gibi mükemmel bir ilahi kitaptır. Zaten bir kitabın, ilahi kitap olup da, mükemmel ve evrensel bir kitap olmaması mümkün değildir. Çünkü o kitapların hakiki sahibi, tüm evrenin sahibi olan Allah’tır. İseviler, İncil...
Allah’ım! Sultanlığının azametine, zatının celaline layık olan hamd sana mahsustur. Salât ve selam Resulüne ve onun pak ehlibeytine olsun Ey, evreni kaplayan buyrukların sahibi, yüce Allah’ım! Ey, uzayda sakin sakin yüzen, yörüngelerinde istikrarlı şekilde, ahenkle hareket eden yükselen yıldızları, buyruğuna uyduran yüce Allah’ım! Senin vaatlerin haktır. Vaat ettiğin şiddetli sarsıntının dünyayı sarstığı, daha büyük sarsıntının ardından geleceği, insanların kalplerinin titreyerek çarpacağı ve gözlerin yere bakacağı günden merhametine sığınırım.
Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ziya Halis, oluşturdukları siyasi hareketin Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) adıyla 14 Martta Türkiye'nin siyasi hayatına katılacağını belirtti. Kurucuları arasında; SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, Yeni Sol Hareketi temsilcisi Saruhan Oluç, Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Fevzi Gümüş, KESK Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Gölpunar ve Dr. Servet Demir yer alıyor. Eşitlik ve Demokrasi Partisinin kuruluş dilekçesini 12 Mart Cuma günü vereceklerini dile getiren Halis, SHP'nin, hafta sonu yapacağı kurultayın ardından EDP çatısının altında...
Allah bütün insanları İslam fıtratı üzerine yaratmıştır. Ancak şeytan, bu onurlu fıtratı bozarak insanların basitleşmelerine ve dünyaya meyilli yaşam sürmelerine vesile olmuştur. Bu dünyevi esaretten kurtulmanın tek yolu hak dini yaşamaktır. İnsanlar yalnızca İslam’ı yaşayarak sağlıklı bir akıl, ruh ve bedene sahip olabilirler. Cahiliye karakterinin görüş, düşünce ve yaşam tarzını red ederek bütün dünyevi zincirlerden kurtulan insan, hür düşünüp doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırabilir. Bu yapıda bir kişi için çevredeki insanların telkin ve yaptırımları değil, yalnızca Allah’ın razı olacağı model esastır. Bir Müslüman hayatı boyunca verdiği tüm kararlarda...
Elazığ depremi, Türkiye’yi yasa boğdu. Allah kimseye böyle acı yaşatmasın. Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar ve başsağlığı temenni ederim. Yıkım yalnız Türkiye’de olmuyor. Dünyanın her yerinde; evini, barkını, yurdunu, yuvasını, eşini, aşını, işini kaybeden binlerce canlar oluyor. “yaratılanı severiz, yaratandan ötürü” anlayışıyla kim, hangi ülke veya hangi insan zorda kalmışsa el uzatmak insani görevdir. Tabii bunlar Allah’ın takdiri. Şu kış kıyamette, evsiz kalmış insanları çadır yerine şimdilik geçici konutlara yerleştirmek, kışın soğuğunu, kar ve yağmurunu hissetmemelerini sağlamak, ellerinin, ayaklarının...
|
|