Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili Kadir Özbek, 30 Ağustos resepsiyonunda Hürriyet’e, “Toplantı aralarında yaptığımız konuşmalar bile dinleniyor” diyerek Kurul’un dinlendiğini iddia etti. Bu iddia Hürriyet’te yer alırken, Kurul üyesi Ali Suat Ertosun’un, “Ortam dinlemesi”ne ilişkin ses kaydı internet sitesine düştü. Ertosun, “O kişilerle bir kez HSYK binasında ziyaretime geldiklerinde konuştum. Bu olay HSYK binasının dinlendiğini ortaya koyan somut bir belgedir” dedi. Ertosun ile YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve yönetim kurulu üyesi Fetih Sayın arasında geçen konuşma dün bir internet sitesinde yayımlandı. Ertosun, Hürriyet’in sorusu...
Dücane Cündioğlu ile alakalı iki tenkit yazımız muhtelif web sitelerinde yayınlandı. Yazıların her ikisi de ciddi tenkit konuları ihtiva ediyordu. “Bilmek varetmektir” ve “yaratılan da aynı zamanda yaratandır, kaçınılmaz olarak” ifadeleri, maalesef Müslüman bir fikir adamı için altından kalkılmaz bir sabıka olarak Dücane Cündioğlu’nun müktesebatında duruyor. “Ah şu Dücane Cündioğlu” başlıklı ikinci yazıya gelen tepkiler, Dücane Cündioğlu’nun müktesebatındaki mezkur iki bahisle ilgili hiçbir savunma, fikir, tespit ve tenkit ihtiva etmeksizin şahsımıza yönelik hakaretler şeklinde cereyan etmiştir. Ciddi birer tenkit bahsi olarak yukarıdaki meseleler orta yerde dururken...
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, üç yargıtay üyesinin ''referandumda BDP'yi CHP'nin yanına çekmeliyiz, hayır çıkması için Öcalan bize gerekli'' şeklindeki 'skandal ses kaydı' içeriğini tasvip etmediklerini söyledi. HSYK Başkanvekili Özbek, internete düşen ses kaydı hakkında açıklamalarda bulundu. Özbek, yüksek yargı üyelerinin ses kaydının içeriğinden çok internete düşmesini eleştirdi.
Referandum öncesi böylesi bir ses kaydının internete düşmesini manidar bulduğunu söyleyen Özbek, tartışma konusu olan kaydın içeriğine ise girmek istemedi. Gazetecilerin ısrarı üzerine Özbek, sadece ''içeriğini tasvip etmiyoruz'' demekle yetindi.
Geçen yılın ardından, akan günlerini yine bir ramazan ayı şereflendirmişti. Kaçıncı ramazandı bu; acı-tatlı hatıralarla geçirdiği? Dönüp, geçen yıllarına bir baktı: ilk okul beşte başlamıştı oruca; ekim ayının son haftalarıydı hatırladığı kadarıyla; günlerin, yaz mevsimine göre nispeten kısa ve serin geçtiği bir ay. Kimse O’nu oruç tutmağa zorlamamıştı. Kendiliğinden gelişen bir duyguydu bu. Belki de, Annesinin ocak başında mangalda pişirdiği sahur yemekleri, heyecanla atılmasını beklediği imsak ve iftar topları, kışın uzun gecelerinde sabah namazı öncesi okunan mukabelelere evin büyüklerinin heyecanlı gidişleri, akşam iftar vakti yaklaştığında, cami avlusunda...
Bilmem ki; nasıl unutabilir bir insan? Bunu başarabilmek için, atmak mı gerekir yaralı yüreği? Yoksa; Hiç bir şey olmamış gibi, umursamaz bir tavırla devam mı etmek gerekir? Sizce başarabilir mi bunu İnsan? Köklerine kadar işlemiş bir sevdayı, hiç yaşanmamış gibi, o köklerden ayrıştırabilir misiniz? Birlikte geçen günleri, anıları, iyi ve kötü günleri silebilir misiniz yüreğinizden? Gece yastığa baş koyduğunuz da; daha önce hayaliyle uyuduğunuz kişiyi, yok sayabilir misiniz rüyalarınız da?
Referandum yaklaştıkça muhalefet partilerinde ve özellikle “hayır” diyenlerde bir telaş hissediliyor. Tabii bunların yanına; YARSAV, HSYK, Ergenekoncular, darbe yanlıları, cuntacılar, terörü destekleyen grupları da katmamız lazım. Sayın Bahçeli’yi izliyorum; bütün konuşmaları öfke, kin, stres dolu! Dinledikçe; “acaba anayasa değişikliğiyle ilgili bir şey söyleyecek mi?” diye bekliyoruz, ama hiçbir şey bulamıyoruz. Adeta sade suya ekmek doğramak gibi bir şey! Konuşmaların içi dolmuyor, vatandaş ikna olmuyor. Aynı şekilde sayın Kılıçdaroğlu’na kulak veriyorum, gazete ve televizyonlardaki konuşmalarına şahit oluyorum; o da aynı! Sanırsınız ki Bahçeli ile Kılıçdaroğlu...
Fikir adamı olmak, hakikatin peşine düşmektir. Hakikat arayıcılığı, fikir adamının diğer adıdır. Her nerede ve hangi çerçevede ise hakikat, keşfedilmeli, mümkünse zapt edilmeli değilse tabi olunmalı ve münasip bir dil ve üslup ile kaydedilmelidir. Hakikatin kaynağını bilen biz Müslümanlar için, hayatın ve zihni organizasyonun merkezine İslam alınmalı ve mütemadiyen o eksende arayış devam etmelidir. Hayatın gailesi içinde yer yer eksen kaymalarının olduğu vakadır. Müslüman mütefekkirlerin, İslam’ı kutup yıldızı gibi dikkat ve idraklerinin sabit merkezi haline getirerek, gözlerinin biriyle kutup yıldızına diğeriyle de yeryüzüne bakmayı ruhi, zihni ve akli itiyat haline getirmesi...
En azından referandum sürecinde böyle bir yazı yazmak istemezdim. Ancak bu kadar pervasız bir güruh karşısında da, kaçınılmaz olarak istemediğimiz sözleri söylemek zorunda kalıyoruz. Ağzından çıkan cümleler, ümmetin başına nasıl bir bela sarıldığının en açık ifadeleriydi. şöyle diyordu; "Din adına, Kur'anı YANLIŞ yorumlayıp, yanlış işler yapanların YANLIŞLARINI DÜZELTMEK meseleye vakıf olanların VAZİFESİDİR! Kur'anın doğru yorumunu ortaya koymakla kalmayıp, DİN ADINA YAPILAN YANLIŞLARI BERTARAF ETMEKLE DE YÜKÜMLÜYÜZ!" Hazret, ...
Oldukça etkileyici değil mi?
Hayatımıza yerleştirdiğimiz bazı kinayeli yalanlarda böyle görünür ve bazen çok güzeldir! Hemen her insan'ın resme benzer şekilde kinayeli yalanları vardır. En çok da sevgi üzerine kullanılır. Sizin kinayeli yalanınız her neyse unutmayın kısa bir süre sonra yağmur yağıp ,sel ve afete neden olduğunda birileri sizin bulutlarınızın buna sebep olduğunu söyleyecek!!
Kolay gelsin!
1 Mayıs 2000'de Türk yetkililerle Talabani arasındaki görüşmede Talabani, peşmerge maaşları için 2 milyon dolar istedi, 57. hükümet 600 bin dolar verdi. SABAH, 57. Hükümet döneminde MHP lideri Devlet Bahçeli'nin de onayı ile Irak Bölgesel Yönetim Başkanı Mesud Barzani'ye yapılan yardımlardan sonra o dönemde Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) lideri olan Celal Talabani'ye yapılan yardımlara ilişkin ayrıntılara ulaştı. Halen Irak Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Celal Talabani'nin 1 Mayıs 2000'de yapılan görüşmede emrindeki Peşmerge kuvvetlerinin maaşlarını ödeyebilmek için her ay 2 milyon dolar istediği ortaya çıktı. Bu talebi çok gören dönemin 57. Hükümeti ise 600...
Cumhurbaşkanı'nın eşinin giydiği elbiseyi eleştiren ve ne giymesi gerektiğini bile söyleyen adamlar Heron ihaneti,aktütün ihaneti hakkında çıt çıkaramıyorsa tümden balondurlar.İşte size bir belgesel!Sinir krizleri geçirtebilir.Sizinle her platformda tartışan, kulakların a karsuyu kaçmış -"Ülkeyi sattınız!" gibi saçma sapan konular öne süren insanların akıl hocası,yegane bilgi kaynakları.Büyük bataklığın kaynağı... İşte Video
|
|