• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • leftlayout
  • rightlayout

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Kimdir, Kürleri Nelerdir?

Bitkisel sağlık denildiğinde ilk akla gelen isim olan Prof. Dr. İbrahim  Saraçoğlu kimdir sorusuna; lavantanın Hepatit B ve Hepatit C hastalığına karşı bütün etkilerini tüm dünyaya tanıtan kimya eğitimi almış mikrobiyoloji ve biyoteknoloji uzmanı olduğu cevabını verebiliriz.

Uluslararası alanda birçok makalesi ve patenti bulunan Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, özellikle bitkilerin insan sağlığı üzerindeki araştırmaları ve çalışmalarıyla bilinmektedir. Türk kimyager İbrahim Saraçoğlu 1949 yılında Mersin’’de doğmuştur. Avusturya Lisesi’ndeki eğitiminin ardından, 1973 yılında Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’nde Kimya Mühendisliği eğitimini tamamlamıştır.

 

Gündem..

Cumhurbaşkanı, Türkiyede Işid gibi, Boko Haram gibi örgütler olmuyorsa bunda en büyük pay

Diyanetindir demiş!

 

Türkiye gibi %99 u "müslüman olan bir ülkede, Tefeci yuvası faizci bankalar kâr rekorları kırıyorsa,

Piyango, toto, ganyan, iddia gibi "yasal" KUMAR alıp başını gidiyorsa, sokaklarda açık hava

KERHANELERİ kuruluyorsa, Rüşvet, İltimas, Talan, İndirmeler, Bindirmeler, "serbest PİYASA

faaliyetlerinden sayılıyorsa, bunda da DİYANETİN ve onunla Milleti her dönem uyutan Tayyip Erdoğan

benzeri politikacıların çevirdiği FIRILDAKLARIN çok büyük payı vardır!

 

Cumhurbaşkanımız her zaman olduğu gibi önce DOĞRU söyleyip SONUNU getirememiş! Yine eksik bırakmış.

 

Tamamlamak da yine bize (eski okul arkadaşlarına)

 

Menfaat düşüncesi insana neler yaptırmaz!

Menfaat düşüncesi insana neler yaptırmaz! Napolyon Bonapart’ın bir zamanlar “Müslüman oldum” demesi gibi, dinini değiştirdiği iddiasını bile ortaya attırır.Bonapart’ın yıldızı, Fransız İhtilali’nden hemen sonra parladı. Yerini sağlamlaştırabilmek için o devirde Osmanlı İmparatorluğu’na ait bulunan Mısır’ın işgali fikrini gündeme getirdi. İşgalden amaç, İngiltere’nin Hindistan yolu üzerindeki kontrolüne son verilmesi ve Mısır gibi zengin ve stratejik bir bölgenin Fransız kontrolü altına girmesiydi.

 

YALANCININ...!

 

 

İNFAK....

Ne çirkin görüntüler onlar: Bir torba erzak alabilmek için haysiyetleriyle, onurlarıyla birlikte ayaklar altında kalan, ezilen yaşlılar, kadınlar, çocuklar. Ne çirkin manzara...

Bir çirkin manzara da hemen her gün, her akşam çoğumuzun evlerinde yaşanıyor. Sokağımızda, mahallemizde, belki de hemen yanıbaşımızdaki aç açık, hasta, yoksul komşularımızdan habersiz, onları aramadan, sormadan, umursamadan üşüşüyoruz sofralara; döke saça yediğimiz yemeklerden sonra geğire geğire oturuyoruz birer köşeye. Ne çirkin bir manzara.. bu kadarla kalsa...

Allah’ın Resulünün “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” emrine, ikazına, tehdidine aldırmadan. Allah’ın infak emrine isyan edercesine bir de dua! ediyoruz güya! “Yarabbi verdiğin bu nimetleri soframızdan eksiltme, bulup da yiyemeyen kullarını da rızıklandır.” Hani komşumuz açken tok uyumayacaktık, hani Allah’ın verdiği nimetleri paylaşacaktık. İslam’ın, toplumu kaynaştıran zincirini parçaladığımız yetmiyormuş gibi Allah’ın infak emrini hâşâ iade ediyoruz sanki: “Bizi yoksul doyurmayla, aç komşuyla momşuyla uğraştırma, onları da sen doyur!” Ne çirkin manzara!..

“Komşusu açken tok uyuyan bizden değildir.”

Resulullah’ın (s.a.v.) bu ikazı yılda bir kere verilen zekatla ilgili değil. Bu emir İslam’ın sosyal toplum anlayışının, İslam’daki yardımlaşma paylaşma dayanışma sisteminin temelidir, omurgasıdır. Bu emre uymamak zinciri parçalar, sistem çöker. Komşunuz açken, sokağınız yoksulken, mahalleniz muhtaçken, kasabanız, şehriniz sosyal ihtiyaçlarını karşılayamazken, toplumsal problemlerini çözememişken sizin mal para servet biriktirip üzerine bir sene yatarak zekat mevsimini beklemenizin hiçbir değeri, hiçbir anlamı yoktur.

Sermayeyi kutsayan “kapitalist ahlaksızlık”ın öğretileri ile İslam’ı anlayıp yaşayamazsınız. İslam’ın toplum anlayışında fertler, bir vücudun uzuvları gibidir. Mutluluğu da sıkıntıyı da, açlığı da tokluğu da, hüzünü de coşkuyu da birlikte yaşar, HİSSEDEREK...

İslam’ın sosyal toplum projesi paylaşmanın zirvesidir. “Ben ben ben” yok orada, “biz” var. Bu sistemde veren Rabbi için verir, alan da Rabbine şükreder, hamdeder. Kimse kimseye minnet duymaz, kimse kimseye fatura çıkarmaz, kimse kimseyi incitemez, onuru zedelenmez hiç kimsenin. (Siz kapitalist düzenin sigorta sisteminin sosyal proje olduğunu mu zannediyorsunuz? Paran varsa prim ödersin, az ödersen az alırsın, çok ödersen çok alırsın, paran yoksa sürün! Sosyal yardım alanlar da asalak olarak görülür. Aciz, zavallı, güçlünün himmetine muhtaç birer yaratıktırlar. Haysiyetlerini vererek, teşhir edilerek alırlar bir lokma ekmeği!)

İslam’ın sosyal toplum projesinde zekat fonlarının işlevi daha genel, daha hacimli ve daha farklıdır. Resulullah’ın (s.a.v.) bu hadisi, Allah’ın infak emrini projelendiren sistemin belkemiğidir. Anında çözüm; başka uygulamalarda olduğu gibi açlığı, yoksulluğu, çaresizliği biriktirip sonra güya çözüm aramak yok, anında çözüm.

Bir sokağa girdiğinizde karşılaştığınız insan size “Bir sıkıntımız yok, aç açık değiliz” diyorsa bilin ki bütün sokak aynı şeyleri söyleyecektir. Bir mahallede, bir kasabada, bir şehirde karşılaştığınız ilk kişi size “Elhamdülillah bir ihtiyacım yok” demişse, bilin ki bütün şehir aynı durumdadır. Komşu aç olsaydı kendisi tok gezemezdi. Komşusunun komşusu muhtaç olsaydı komşusu da “rahatım” diyemezdi. Herkes herkesin komşusu, ve komşu açken tok uyumak yasak. Anında denetim.

Kimse kimseye lütfetmiyor, kimse kimseye bağış yapmıyor. Mülkün sahibi Allah. Allah, verdiği nimetlerin adaletle paylaşılmasını emrediyor. Allah, yardımlaşmayı dayanışmayı emrediyor ve müslümanlar da emre itaat ediyor.Sistem muhteşem. Komşu ev, komşu sokak, komşu mahalle, komşu kasaba, komşu şehir. “Komşusu açken tok uyuyan bizden değildir.”

Bu sistemde insan dilenir mi? Dilenmek yasak. Bu sistemde insanlar bir kap yemek için kuyruklara girip teşhir edilir mi? İncitmek yasak. “Müslümanım” diyen herkes sistemde görevli, herkes sorumlu. İyiliksever kurtarıcılara ihtiyaç yok, onlara muhtaç zavallı da yok. Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber, sistemi kurmuş: “Komşusu açken tok uyuyan bizden değildir.”,

“Toplum bir vücudun uzuvları gibidir, birisinde sıkıntı varsa diğerleri onu hisseder.” İslam’ın sosyal toplum projesinde bu yardımlaşma, paylaşma ve dayanışma sistemleşip yerleştiğinde iyiliksever kurtarıcılar, kurtaracak zavallı bulamazlar...

Yüzde 99’unun müslüman olduğu söylenen toplumumuzda bu sistem işliyor mu? Maalesef toplumumuzun bu sistemden haberi bile yok; kapitalist düzenin sunduğu metotlarla iyiliksever yardım misyonerleri arıyor çaresizce.

“Efendim, ‘modern yaşam kültürü’ bu tür ilişkileri ortadan kaldırdı, kimsenin kimseden haberi olmuyor maalesef. Kem küm!” Elbette öyle. Kurgulanmış hayata yamanmak yerine, kendi değerlerimizle bir yaşam kuramamıışsanız!. Eğer nefes alıp vermek, yiyip içip çıkarmak, gezip dolaşıp eğlenmek yaşamaktır diyorsanız, “modern yaşam” sunuyor sizlere. Böyle yaşamak var yani. Ömrünüz uzun olsun, keyfini çıkarın!..

“Yok, hayır, bizim hayatı anlamlandıran değerlerimiz var” diyor da o değerlerle bir yaşam kuramıyorsanız sıkışır, bunalır, tıkanırsınız. İslam’ı anlamış, Kuran’ı kavramış iseniz ve halen müslüman olmakta direniyorsanız, yaşamınızdan çıkıp giden değerler yüzünden bunaldığınızı hissedersiniz, dünya size dar gelir ve hiçbir “lay lay lom”la ferahlayamazsınız. Muhabbetle.

* * *

Bir itiraz, bir eylem, bir aksiyon bir söylem, HAKİKAT'den neşet ediyorsa SAHİHDİR. Bu anlamda KAPİTALİZME ve onun ürettiği FAİZve SÖMÜRÜ düzenine eklemlenen "muhafazakar dindarlığa" en ağır eleştiriler ile karşı çıkmak, Müslümanlar için meşruiyeti ASLA sorgulanamıyacak bir HAK ve ASLA savsaklanamayacak bir GÖREVDİR.

Bu görevi ifa amacıyla SOSYAL DEVLET ilkesini düstur edinmiş bir yönetim öneren ANAYASA teklifimizi "laik düzene" katkı olarak kabul edip bizi eleştirmeye cüret eden "dangalaklara" 2004 yılında yayınladığım 'Yüzleşme" adlı eserimin İNFAK bahsinden bir bölüm aktardım.

Bizim vazifemiz TEBLİĞ etmek! Hidayeti; DİLEYENE (isteyene) RABBİM veriyor...Muhabbetle.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tabelaya bakalım göbek atalım...!

İktidar bizimkilerin eline geçti ya!

28 Şubatın intikamını alıyor "bizimkiler"!  Sürekli tabelaya bakarak göbek atarak modundayız yani!  Faizci bankaların blançolarına bakıp "Elhamdülillah" çekerek göbek atıyoruz! Kartelci kapitalist holdinglerin artan kârlarına bakıp "Elhamdülillah" çekerek göbek atıyoruz! Kıçları kabak gibi ortalıkta dolaşan "bacılarımızın" türbanlarına bakıp, "Elhamdülillah" çekerek göbek atıyoruz! KURTULDUK!

28 şubatın galibi kim? Başlarını kapatıp kıçlarını "kabak" gibi ortalıkta bırakanlar mı?28 şubatın galibi kim?

 

Para...İnsan....Modernizm.

Eskiden para, İnsan için harcanırdı. Şimdi İnsan, PARA için harcanıyor!

 

Eskiden para, doğa için harcanıyordu. Şimdi doğa, PARA için KATLEDİLİYOR!

 

Eskiden para, şehirler için harcanırdı. Şimdi şehirler, PARA için YOK EDİLİYOR!

 

"Eskiye rağbet olsa bit pazarına NUR yağardı" değil mi ya!

Şimdi AVM lere yağıyor.........!

 

Zenginleşiyoruz...İrileşiyoruz....Büyüyoruz!

 

PARALANIYORUZ........

 

Canım Türkiyem...Güzelim DÜNYA!    Emeği geçenlerin.......................!

 

BUYRUN....!

Tasavvuftan...Tarikata, Kaderden...Sünnete, Şirkten...Küfre; hemen her konuda çoğu haklı, çoğu doğru

eleştiriler...tespitler..teşhisler yapılıyor! Söylenenler genellikle DOĞRU! Ancak gözden kaçırılan ve

arada kaynatılan başka bir boyut var!

 

Hz. Aişe, Peygamberin ahlakını soranlara; Siz KUR'AN okumuyor musunuz demişti. Neydi bu sözün

anlamı? HAL ehli olmak, hal adamı olmak, KUR'ANI FİİLEN TEFSİR ETMEKTİR! Ahlakın KUR'ANA

nisbet edilmesinin hikmeti budur! Bu ekolun tarumar edildiği doğrudur. İyi de

kirlenmeyen...KİRLETİLMEYEN bir DEĞER bıraktık mı? Sevgi mi? Merhamet mi? Adalet mi? İnfak mı?

Tevvekkül mü? Sabir mı? İffet mi ? İzzet mi? Haya mı? Takva mı? KİRLETİLMEYEN bir değer kaldı mı?

Hepsini TERK Mİ edelim? Kirleneni ISLAH yerine İNFAZ MI edelim? Aldığınız her nefeste İSLAM DIŞI

UNSURLARIN şırınga ettiği zehir vardır.

 

Değişen her şartta, değişmeyen değerler ile hayatı yeniden İNŞA etmek!

 

Biz ise sürekli YIKIYORUZ ortalığı! Ümmetin yüreği de, yaşadığı coğrafyalara döndü...Neraye baksak

MEZBELE..Nereyi görsek HARABE

 

Söylenmek yerine SÖYLEMEK LAZIM!!!

 

Yeniden açtık dükkanı...Buyrun.

 

"Önce SÖZ vardı."

 
Diğer Makaleler...
Sayfa 3 / 175

sexywearsite.com porno malatya escort şişli masaj salonu mobil porno hd porno escort malatya eskişehir escort konya escort