• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • leftlayout
  • rightlayout

Ve her gelişine bir gidiş kalır...

PDF

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gitmelisin Şeydâ..Çırpındıkça dibe çeker deniz, kurtulamazsın. Akşam kızıllığında, kaybedersin gözlerinin rengini. Bir dilencinin yalvaran sesinde boğulur sözlerin. Yakup gibi

kanlı gömlekle kandırırlar seni.

 

Ne kadar hayalin varsa -doğmadan ölen çocuklar gibi -, içinde yaşatıp verirsin toprağa!

 

 

Sana yasını tutmak kalır...

Şirazesi dağılan bir kitap gibi, tozlu raflarda merhamet beklersin, anlaşılmaya dair… Ne sükûttur içtiğin, ne karanlığın iniltisidir dinlediğin.Yüreğinin kepengini kaldırdığın vakit, güvercinler matemini satın alacak.

Gözlerin gökyüzünde sabit; güleceksin…

Gitmelisin Şeydâ...

 

 

Artık kaç voltluk bir akım kaldırır yüreğin? Kaç hüzünlü gecene şahitlik eder ay? Yorulursun, tüketir zaman nefesini. Bir sonbahara daha dayanmaz yüreğin. Ne kadar yaprak düşerse gözlerinden, o kadar bitersin! ...

Sana yalnızlık kalır...

Sözsüz şiirler yazarsın geceleri, sus nöbetinde bir kâbus hecelerinden düşer. Kim tutar hecelerini ya da kim okur şiirlerini? Aşk, acı ve sükûttan senfoni. Dinlerken ölen bir kırlangıç kanadına asılı kalır umudun. Rengi beyaz olan her şeyin masumiyetine kurban edersin hayallerini. Üzerine beyaz sürülmüş bir hayatın, kara yüzünde sırıtır ihanetin dişleri…

Darağacından salıncaklar kurarsın, kır saçlı çocukluğuna. Bir bir asarsın düşlerini…

Kurtların masal anlattığı zamanlar, uyanırsın ellerinde bir tutam saçla…

Gitmelisin Şeydâ...

Kurak iklimlerin cılız çocukları gibi bakışların…

Sönüyorsun.

Ekmeğin ve suyun doymayanların sofrasında kaldı.Ve aç ruhları besliyor bitişin.

Geçmişinden kalan ne varsa, tortulaşır geleceğine... Silinirsin gömüldüğün tozlu sayfalardan. Sana kırık yüreğin kalır...

Namluna sürdüğün duaları, her önüne gelene ateşliyorsun; lâkin sînelere kurşun işlemez, ne zaman öğreneceksin? Say ki pes etmek bu, vazgeçmek… Çölde gül yetişir mi, susuz ve aşksız?

Tükenirsin…

Zamanın bûsesinden, alnına bir veda konar.

Ve sana nedâmet yüklü bulutlar kalır…

Gitmelisin Şeydâ...

Ve susmalısın...

Martılar ağlasın bakışlarında. Yasını –aynı kaderi paylaştığın- cılız çocuklar tutsun. Ardından el sallasın, şiirsiz bıraktığın geceler. Sayha sayha eriyen bir yığın cümle gibi, yitip git güneşin doğduğu iklimlere…Köprü altı senfonisi, eşlik etsin hıçkırıklarına…

Gitmelisin Şeydâ...

 

Zaten sen gitmek için gelmiştin...
Ve her gelişine bir gidiş kalır...

 

Dinle Şeydâ; ağlamak çözmez ki derdin zâr kalır.
Feryadın boş yansa ömrün sende küller hâr kalır.

Dünya zulmet yok tesellin hep mükedder bin cefâ
Olsa candan bir muhabbet servetinden kâr kalır.

Gönle vurgun her melâlin sanki hançer sîneye
Hüzne düşsen tek vefâlın çeşmi giryan yâr kalır.

Fecri kâzip düşlerin mihnet verir her lahzana
Hep zarar vermiş hayaller ruhta can bîmâr kalır.

Geçmiyor hiç, durmuyor kan dâğ-ı hicrân hep taze
Yok tükenmiş derde dermân dillerin nâçâr kalır.

Bî-vefâ olmuş ki bülbül hiç dönüp bakmaz güle
Gonca vermez gül küser kalbinde boş gül zâr kalır

Bilse ömrün yol tükenmez menzilin varmak gerek
Yoksa hüsran son muammâ hep gönül bîzâr kalır.

Tek felâh bilmektedir her dem yakından cânanı
Bil ki nankörlük yakışmaz, fehm eden bîdâr kalır.

Sönse yıldız şem güneş var hem zevâl gelmez nura
Sâye etmez hiç karanlık mihri hep pâydâr kalır.

Her kelâmdan bir ferahlık gam güsâr olmuş neşât
Anla Şeydâ; fayda kimden âhirin kâm kâr kalır.


Nurcan Avcı Bayraktar

 

Bu Haber 1269 Defa Okundu
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


sexywearsite.com porno malatya escort şişli masaj salonu mobil porno hd porno escort malatya eskişehir escort konya escort