• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • leftlayout
  • rightlayout

Cumhuriyet ve Osmanlı İkilemi

PDF

Son günlerde TV programlarında tartışılan konulara baktığımızda, işin iç yüzünün Cumhuriyet ile Osmanlı tartışması olduğunu çıkarmamız mümkün olacaktır.
Hizbullah davasından tutunda, Atatürk’ün tartışılmasına kadar bütün konularda bir ittihatçı savaşıyla Osmanlı çıkışına rastlamaktayız. En önemlisi de tarihimizin tartışılması bizlere büyük kazanımlar sağlayacaktır. Kişilere veya kavramlara takılmadan özverili bir şekilde anlatmaya çalışalım. Türkiye’de okutulan müfredatlardaki tarihle gerçek tarih arasında uçurumların olduğuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Cumhuriyet tarihi yazıldığında adeta ilahi bir metin gibi kabul edilip eleştirisiz bir şekilde önümüze servis edilmiştir. Vuku bulmayan birçok olayı efsane gibi anlatmakla yetinmeyen bu tarih büyükleri, ittihatçılara muhalif olanları da çok kolay bir şekilde yabancı iş birlikçileri ilan edebilmişlerdir. Delilsiz ve mesnetsiz bu suçlamalar gerçek manada şahıslar baz alınarak yapılmamıştır. Burada ki gerçek amaç; muhaliflerin taşıdıkları fikirleri çürütebilmek gayesinin aksini âcizane aklım idrak etmiyor. Demek istediğim, milletin maximal çoğunluğunun benimsediği fikirleri zararlı gösterebilmesi ve kendi fikirlerini gerçek dünyada ülke menfaati için lanse edebilmesi için yapılmış birer iftiralardır.

Hal bu ki ittihatçıların ana fikirlerine bir göz attığımızda putperest anlayıştan uzak olmadığını görmemiz mümkündür. Öyle bir fikir akımı düşünün beyninizde; ülke için yapmak istedikleri bütün kötü emelleri bir başkasına yüklemeleri… Örneğin ülkede baskıcı bir rejimin geleceğinden bahsetmeleri, kendilerinin yaptıklarına bakarak yönetimi yorumlamaları çok manidardır sanırım.  Akabinde ülkede var olan bütün görüşlerin ve seslerin dindirilmesi ki buda faşizme işaret ediyor. Sözüm ona birde cumhuriyet halkçılar… En çok zoruma gidende tekrar vurgulayarak söylediğim; kendilerinin taşıdıkları kötü emelleri, karşısındaki yani bir nevi halkın durduğu tarafa yüklemeleri davranışıdır. Mesela son günlerde yargı ve genel kadrolaşma üzerine çıkan tartışmalara bir bakacak olursak, ittihatçı yeni değimiyle halk partililerin hükümete yükledikleri suçlamaların tümü kendilerinin bu memlekette uyguladıkları sistemle pekişiyor.

‘‘Şu Çılgın Cumhuriyetçiler’’ yazısında da belirttiğim gibi, cumhuriyetçilerin anlayışında affetmek yoktur. Çünkü affedecekleri kişiler bu memleketin insanlarıdır. Onlar ise Siyonist rejimlerde olduğu gibi halkı kendilerinden görmezler. Buda onların ne kadar çatışmacı olduğunu bizlere işaret etmekte beynimizde dirençsiz kalıyor. Toplumun her kesimiyle yaşamayı bilmek, yoktur onların kitabında. Tek emelleri bulunur ki oda sürekli büyük babalarına hizmet etmektir. Büyük babalarının onları sınadığı en büyük sadakatlık göstergeside, onların kendi halkına zulmetmesi olayıdır. Nemrut misali, en büyük sadakatı gösteren zat onların tartışılmaz kıldığı kişidir. Buradan şu sonuca varabiliriz; ne kadar çok zulüm o kadar büyük mertebe-i itibar.

Ayrıca bütün bu yapılan yanlış tarihin eleştirisiz olmasını sağlamaları için bir şar tel koymuşlardır. Bu şar telde; sürekli Türklerin Orta Asya destanlarından bahsedilmesi ve birçok gerçekleşmemiş olayı uydurmalarıdır. Bu şekilde övülen bir halk itiraz etmeyecek ve kendi asıl tarihini unutacaktır. Böylelikle haçlı ve Siyonist ordular istedikleri gibi at koşturacaklardır.

Her şeyden önce ülkede kendi asıl tarihimizin kapılarını aralamalıyız. Göreceğiz ki gerçek tarihte yazdıklarımız onların hayal aleminde yazdıklarından çok daha üstündür. Bunu gizlemelerinin bir diğer sebebi de tarihte yaptıklarımızın İslami görüşü temsil etmesidir. Yani tarihi çarptırmalarının sebebi de İslamiyet’ten uzaklaştırma gayesidir. Yazılan Osmanlı eserleri ve fermanlarını medyada tartıştığımız gün gerçek tarihimizi anlamış oluruz. Acaba Osmanlının borçlarını verenler Osmanlıyı da yıkanlar mı değil mi öğrenmeliyiz bence. Ama en önemlisi birbirimizi affetmeliyiz. Yani çatışma ortamı yaratılıp yıllardır süregelen kardeş kavgalarını bitirmeliyiz. Çünkü birbirimizi affetmedikçe kesin ve kesin büyümemiz imkânsızdır.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum ‘‘HERKES AFFEDECEK KADAR CESUR DEĞİLDİR’’.

Bu Haber 1402 Defa Okundu
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


sexywearsite.com porno malatya escort şişli masaj salonu mobil porno hd porno escort malatya eskişehir escort konya escort