• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • leftlayout
  • rightlayout

Malum Medya 7 dersten nasıl sınıfta kaldı!

PDF


Türk medyası son bir yılda bir kez daha çok ciddi, çok çetin sınavlardan geçti.Burada “malum medya”nın 7 tarihi olayda sergilediği ikiyüzlülüklere, çifte standartlara dikkat çekerek, nasıl bir sınav verdiklerini yeniden vurgulamak istiyoruz…

1) Cumhurbaşkanlığı seçim süreci

Hiç üstlerine vazife olmayanlar tarafından, millet iradesi yok sayılıp yasalar ayaklar altına alındığında, yetki ve görev alanlarının dışına çıkılarak cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale edildiğinde, “malum medya”, CHP ile birlikte makul çoğunluğun iradesini yok sayıp net bir şekilde azınlığın tercihinden yana tavır takınmıştı.

2) özgürlüklerin önünü açan yasama çalışmaları

TBMM’den her dört milletvekilinden üçünün oyunu alarak üniversitelerde özgürlüklerin önünü açan kanun düzenlemesini, “malum medya”, kışkırtıcılık yaparak “kaos” olarak nitelendirmişti.

Aynı medyanın; söz konusu düzenleme, CHP’nin başvurusu üzerine Kendilerine, ‘yasaların anayasaya uygunluğunu denetleme görevi’ verilenler tarafından, çok vahim bir şekilde parlamentoyu yok sayma, milli iradeyi ayaklar altına alma, demokrasiyi geçersiz kılma, hukukun siyasallaşması pahasına ‘esastan’ görüşüp iptal ettiklerinde bir zil takıp oynamadıkları kalmıştı.

3) Kapatma davası süreci

Her iki seçmenden birinin oyunu alan bir partiye karşı, gazete küpürleri ve internet arama motoru google taramasıyla hazırlanan iddianame kamu vicdanını rahatsız ederken; “malum medya”gerçek yüzünü ortaya koyan yayınlar yaptı. Bu gelişmeden hayli memnun gözüken kartel medyasının bir tek sevinç çığlığı atmadığı kalmıştı.

Financial Times bile: “AK Parti’ye açılan kapatma davası, seçimi kazanamayanların açık bir darbesidir. Seçimleri kazandıktan birkaç ay sonra bir partinin kapatılmasını ve Başbakan ile Cumhurbaşkanı’na yasak konulması istenen bir Avrupalı ülke düşünün: Türkiye'ye hoş geldiniz” şeklinde değerlendirirken, yabancı birçok basın yayın organı da aynı şekilde kapatma davasının ‘şaşkınlık’ ve ‘ürkütücü’ olduğunu bildirirken; bizdeki "yasakçı medya", kapatma davasından duyduğu hazzı ‘kapatmaya karşıyız ama AK Parti de hak etti’ şeklinde her zamanki iki yüzlü ve çifte standartlı tavrını sergilemişti.

4)Devam etmekte olan Ergenekon süreci

“Malum medya”nın, kapatma davasının aksine, mecbur kalmadıkça bu süreci es geçerek Ergenekon’la ilgili iddiaları karartma, perdeleme, sulandırma gayretleri gözlerden kaçmadı. önce koro halinde, terör zanlısı İlhan Selçuk’un avukatlığına soyundular. Ardından kapatma davasını eleştirenlere karşı ‘hukuka müdahale ediyorsun’ şeklinde veryansın etmelerini unutarak, neredeyse Ergenekon Savcı’sını azletmeye kalktılar.

Ülkemizde, geçmişi yüz yıl öncesine dayanan, darbeler ve siyasi cinayetlerde parmağı olduğu iddia edilen bir örgütle ilgili neden sessiz kalındığı, aslında “malum medya”nın gerçek yüzünü ortaya koyması bakımından son derece manidardır.

Hukuk dışı bu hareketler, bu oluşumlar gündeme getirilmek istenmiyor. Hatta ortaya şöyle bir izlenim bile çıkıyor. Bırakın gündeme getirme ve sorgulamayı, koruma ve kollama bile yapılıyor.

İşin daha vahim olan kısmı ise, bazı medya organlarının üst düzey yöneticilerinin bu oluşumlarda adının geçtiği iddiası. Hatta, Ergenekon soruşturması kapsamında göz altına alınan bir akademisyenin msn kayıtlarında, ‘andıççı’ gazetenin genel yayın yönetmeninin adı da geçiyor.

İşlerine geldiğinde savunmasız masum insanlar ve haz etmedikleri çevrelerle ilgili elle tutulur hiçbir bilgi ve belge olmadan, kışkırtıcı, yaygaracı, komplocu, karalama kampanyalarına aralıksız devam ederek yargısız infaz gerçekleştirenler; işlerine gelmediğinde “örtki ölem” taktiğini pek ala uygulayabiliyorlar.

5) Rektör atamaları

A. N. Sezer tarafından rektör atamaları yapılırken susuyorlardı.

O gün akıllarının ucundan bile geçirmedikleri ve köşe bucak kaçtıkları ‘Rektörleri kimin atayacağı’ konusu bu gün birden bire akıllarına geldi.

Sormamız gerekmez mi? ‘O gün aklınız nerdeydi?’ bugün demokrasiyi hatırlayan “malum medya”nın kalemşörlerine. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaptığı rektör atamalarını eleştirerek ne denli çifte standartlı oldukları bir kez daha tescillenmiş olmuyor mu?

6)  Başbuğ’un ve Başkomutan’ın fotoğraflarının yayınlanması

Hatırlanacağı üzere Vakit gazetesi, İlker Başbuğ’un Yahudilerin kutsal saydıkları ağlama duvarında ibadet ettiği ve Musevi cemaatinin radikal bir üyesi ile samimi bir şekilde çekilmiş fotoğraflarını yayınlaması üzerine “malum medya”nın saldırısına maruz kalmıştı.

Gerekçeleri ise “fotoğraflar gerçek ama yakında genelkurmay başkanı olacak birisini yıpratır” şeklindeydi.

Biz o zaman  olayı: “Böyle çifte standart olur mu? Sivili yıprat askeri yıpratma! Bu nasıl zihniyet!” şeklinde sorgulamıştık.

Bu gün aynı çevreler fotoğraflar yayınlıyorlar.

Peki kimlerin fotoğraflarını? Başkomutan ve ailesinin fotoğraflarını!

Ancak bir farkla; gerçek olmayan tamamen uydurma fotoğraflarını…

Gerçek olmayan bu fotoğraflar için Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden bir açıklama yapıldı. Birlikte okuyalım: ''Sayın Cumhurbaşkanımızın tatiline ilişkin olarak bugün bazı basın-yayın organlarında haber, fotoğraf ve görüntüler yayımlanmıştır. öncelikle belirtmek gerekir ki söz konusu fotoğraflardaki kişi iddia edildiği gibi Sayın Hanımefendi değildir.

Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın birkaç günlük tatilinin içeriği konusunda detaylı bilgiler verilmesi, bulunduğu yerin haber, fotoğraf ve görüntülerle ortaya konulması, kabul edilmelidir ki kendilerinin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Bu hassas konuda basın mensuplarının gerekli özeni göstererek, duyarlılık ve sorumluluk bilinciyle hareket etmelerinin beklenmesi doğaldır.

Bu tür haber, fotoğraf ve görüntüler, aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımızın ve ailesinin özel hayatını taciz eder niteliktedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

7)  İnanç etkinlikleri karşısında takınılan tavır

Burada “malum medya”nın sabıkasını saymakla bitiremeyeceğimize göre; taze birkaç örnekle yetinelim: Konya’da bir öğrenci yurdunda meydana gelen patlamada, malum zihniyet hiç araştırmadan, sorgulamadan direk Müslümanları suçlayan, hedef gösteren yayınlar yapmıştı. Vakit gazetesi olayın üzerine giderek araştırmış ve olaydaki asıl sorumluluk ve ihmalin gaz şirketinde olduğunu bilirkişi raporuyla teyit ederek son noktayı koymuştu.

Yine çorum’da bir Kur’an kursunda, sorgusuz sualsiz, masum bir insana iftiralar atılıp hayatı karartılırken, bir camia zan altında bırakılmak istenmişti. Yine Vakit gazetesi olayı titiz bir şekilde araştırarak bunun malum medya tarafından ortaya atılan bir karalama kampanyası ve iftira olduğunu ortaya koymuştu.

Bir kez daha, "iyi ki sağduyulu medya var" dedikten sonra; Habervaktim olarak buradan okuyucularımıza bir kez daha deklare ediyoruz.

Bu ülkede, insanları kıyafetlerine, düşüncelerine göre fişleyen, hayatı ‘zindan’ eden bir medya grubunun bu ‘aşağılık’ oyunlarını deşifre etmeye devam edeceğiz.

Şundan eminiz ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Türkiye sağduyulu medyanın sınıf atladığı, “malum medya”nın da sınıfta kaldığı bir döneme tanıklık ediyor.

Geçmiş dönemlerde yaptıkları haberlerin neredeyse yüzde 90’ı yalan olan “malum medya”, artık yalanlarını saklayamayacak. çünkü, onu deşifre eden sağduyulu medya ve habervaktim var.
 

Bu Haber 2124 Defa Okundu
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


sexywearsite.com porno malatya escort şişli masaj salonu mobil porno hd porno escort malatya eskişehir escort konya escort